Sözler - Birinci Söz

Gösterim

küçült - kapat X
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ -1-

وَ بِهِ نَسْتَعِينُ -2-

اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَىاَلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ -3-

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için, askerlik temsilâtiyle, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü, ben nefsimi herkesten ziyâde nasihate muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim "Sekiz Söz"ü, biraz uzunca, nefsime demiştim. Şimdi, kısaca ve avâm lisânıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.


BİRİNCİ SÖZ

Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dâhî başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı haliyle vird-i zebânıdır. Bismillâh ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle. Şöyle ki:

Bedevî Arab çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabîle reisinin ismini alsın ve himâyesine girsin -tâ şakîlerin şerrinden kurtulup, hâcâtını tedârik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.


1- Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

2- Ve sâdece Ondan yardım dileriz.

3- Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Efendimiz Muhammed’e (a.s.m.), onun bütün âl ve ashâbına salât ve selâm olsun.

Lügat Sözlük

ÂL - Sülâle, soy, hânedan.

AVÂM - Sıradan biri, fakir halk tabakası; okuyup yazması az olan; ilim ve irfânı az, basit yaşayışa sahip kimse.

BEDEVÎ - Göçebe hayatı yaşayan.

BEREKET - Bolluk.

DÂHÎ - Eşine ender raslanır hârikulade zeki.

DAHİ - Koşul bildiren eylemlerden sonra gelerek koşulun geçerli olmadığını bildirir, bile.

HADSİZ - Sınırsız, sonsuz.

HAMD - Allah`a hamd etme; Onu övme,medhetme, şükür.

İSTİFÂDE - Yararlanma, faydalanma.

KABÎLE - Birlikte yaşayan, konup göçen, bir sülâleden gelen insanlar.

MİNNET - İyiliğe karşı duyulan şükür hissi, birisine iyilik etmek, yapılan iyilikleri sayarak başa kakmak.

MÜBÂREK - Bereketlenmiş, uğurlu, hayırlı.

MUHTAÇ - İhtiyaç duyan.

NASİHAT - Öğüt.

PERİŞAN - Dağınık, karışık. Fakir.

RAHÎM - Sonsuz merhamet sahibi Allah.

RAHMÂN - Sonsuz merhamet ve şefkatle bütün varlıkları rızıklandıran Allah.

SALÂT - Namaz.

SELÂM - Bütün korkulardan emîn olma; Allah`ın rızâsına erişmek için mü`minlerin birbirlerine yaptığı duâ.

ŞÜKÜR - Allah`ın nîmetlerine karşı memnunluk gösterme.

TEDÂRİK - Ele geçirme, hazırlama, sağlama, temin etme, karşılama.

TEMSİLÎ - Hakîkati gösteren örnek, akla yaklaştıran örnek, sembolik.

ZİYÂDE - Fazla, çok.