Sözler - Birinci Söz

Gösterim

küçült - kapat X

Mâdem herşey mânen, "Bismillâh" der, Allah nâmına Allah’ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi, "Bismillâh" demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz. Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına vermeyen gàfil insanlardan almamalıyız.

Suâl: tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba, asıl mal sahibi olan Allah ne fiat istiyor?

Elcevap: Evet, o Mün’im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiat ise, üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir.

Başta "Bismillâh" zikirdir. Ahirde "Elhamdülillâh" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san’at olan nimetler Ehad, Samed’in mu’cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir.

Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zâhirî mün’imleri medih ve muhabbet edip Mün’im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.

Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver, Allah nâmına al, Allah nâmına başla, Allah nâmına işle, vesselâm.

Lügat Sözlük

ÂL - Sülâle, soy, hânedan.

BEDEL - Karşılık, yerine.

BELÂHET - Ahmaklık, düşüncesizlik, ne yaptığını iyi bilememek.

DÂHÎ - Eşine ender raslanır hârikulade zeki.

DAHİ - Koşul bildiren eylemlerden sonra gelerek koşulun geçerli olmadığını bildirir, bile.

DERK - İyice anlamak, idrak etmek.

EBLEH - ahmak, budala, aptal.

EHAD - Zâtı tek olan Allah.

GÂFİL - Dikkatsiz, iyi düşünmeyen, uyanık olmayan.

HAKİKÎ - Gerçek.

KIYMETTAR - Değerli, pahalı, kıymetli.

MÂNEN - Mânâ îtibâriyle ve mânevî olarak.

MEDİH - Övme, medhetme.

MİSKİN - Zavallı, uyuşuk, tembel.

MUHABBET - Sevgi, sevmek.

ŞÜKÜR - Allah`ın nîmetlerine karşı memnunluk gösterme.

TABLACI - Yiyecek sunan, takdim eden.

ZÂHİRÎ - Görünüşte, dıştan, maddî yüze ait.

ZİKİR - Allah`ı çok çok anıp, büyüklüğünü düşünme.