Sözler - Onuncu Söz

Gösterim

küçült - kapat X
Onuncu Söz

Haşir Risalesi

Haşir Bahsi

İhtar: Şu risâlelerde teşbih ve temsilleri hikâyeler sûretinde yazdığımın sebebi, hem teshîl, hem hakâik-ı İslâmiye ne kadar mâkul, mütenâsib, muhkem, mütesânid olduğunu göstermektir. Hikâyelerin mânâları, sonlarındaki hakikatlerdir. Kinâiyât kabîlinden yalnız onlara delâlet ederler. Demek, hayalî hikâyeler değil, doğru hakikatlerdir.


بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

فَانْظُرْ اِلَى آثَارِ رَحْمَةِ اللّهِ كَيْفَ يُحْيِى اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَآ
اِنَّ ذَلِكَ َلمُحْيِى اْلمَوْتَى وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Birâder, haşir ve âhiretin basit ve avâm lisâniyle ve vâzıh bir tarzda beyânını istersen; öyle ise şu temsilî hikâyeciğe nefsimle beraber bak, dinle:

Bir zaman, iki adam, Cennet gibi güzel bir memlekete (Şu dünyaya işarettir.) gidiyorlar. Bakarlar ki herkes ev, hâne, dükkân kapılarını açık bırakıp, muhâfazasına dikkat etmiyorlar. Mal ve para, meydanda sahipsiz kalır.

O adamlardan birisi, her istediği şeye elini uzatıp, ya çalıyor, ya gasb ediyor. Hevesine tebâiyet edip her nevi zulmü, sefâheti irtikâb ediyor. ahali de ona çok ilişmiyorlar. Diğer arkadaşı ona dedi ki:





Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kâdirdir. (Rum Sûresi: 50.)

Lügat Sözlük

AHÂLİ - Halk.

AVÂM - Sıradan biri, fakir halk tabakası; okuyup yazması az olan; ilim ve irfânı az, basit yaşayışa sahip kimse.

BİRÂDER - Kardeş.

DELÂLET - Delil olmak, yol göstermek, doğru yolu bulmakta insanlara yardım etmek.

GASB - Başkasının malını rızâsı olmadan zorla almak.

HÂNE - Ev, mesken.

HAŞİR - Toplanmak, birikmek; insanların öldükten sonra tekrar diriltilip bir yerde toplanmaları.

HAYALÎ - Hayale âit, hayalle ilgili.

İRTİKÂB - Kötü bir iş yapma.

KİNÂİYAT - Kinâyeler. Maksadı dolaylı yönden anlatmalar.

MÂKUL - Normal, akla yakın, akla uygun.

MUHKEM - Sağlam.

MÜTESÂNİD - Birbirine dayanıp kuvvet alan.

NEVÎ - Çeşit ile alâkalı; cinse ait.

RAHÎM - Sonsuz merhamet sahibi Allah.

RAHMÂN - Sonsuz merhamet ve şefkatle bütün varlıkları rızıklandıran Allah.

RAHMET - Şefkat etmek, merhamet etmek, esirgemek.

TEBÂİYET - Uyma, tâbî olma, bağlanma.

TEMSİLÎ - Hakîkati gösteren örnek, akla yaklaştıran örnek, sembolik.

TESBİH - Allah`ın zâtında, sıfatında ve fiillerinde bütün noksanlardan uzak olduğunu ifâde etmek.

TEŞBİH - Benzetmek, benzetilmek; benzetiş.

TESHİL - Kolaylaştırma.

VÂZIH - Açık, âşikâr, besbelli.