Sözler - Fihrist

Gösterim

küçült - kapat X
Fihrist
Ayât-ı Kur’âniyenin bir nevi tefsiri olan Risâle-i Nur eczâlarından Sözler mecmuasının mücmel bir fihristesidir.
Birinci Söz
-1-’in çok esrâr-ı mühimmesinden bir sırrını güzel bir temsil ile tefsir eder. Ve "Bismillâh" ne kadar kıymettar bir şeâir-i İslâmiye olduğunu gösteriyor.
On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamı
’in en mühim beş altı sırlarını tefsir ediyor. Ve
Kur’ân’ın bir hulâsası ve bir fihristesi ve miftâhı olduğunu gösterdiği gibi, Arştan ferşe kadar uzanmış bir hatt-ı kudsî-i nurânî olmakla beraber, Saadet-i Ebediye kapısını açan bir anahtar ve her mübârek şeye feyiz ve bereket veren bir menba-ı envâr olduğunu beyân eder. Bu İkinci Makam, en birinci risâle olan Birinci Söze bakar. Âdetâ, Risâle-i Nur eczâları bir daire hükmünde olup; müntehâsı iptidâsına hatt-ı mübârekiyle ittihad ediyor. Ve bu makamda Altı sır yerine, otuz yazılacaktı. Şimdilik altı kaldı. Kısadır, fakat gayet büyük hakâikı tazammun ediyor. Bunu dikkatle okuyan, ne kadar kıymettar bir hazîne-i kudsiye olduğunu anlar.
İkinci Söz
-2- meâlinde ve İmân hakkındaki âyetlerin mühim bir sırrını gayet makbul bir temsil ile tefsir eder.

1 Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

2 ¨ O takvâ sahipleri ki, görmedikleri halde Allah’a ve Onun bildirdiklerine İmân ederler. (Bakara Sûresi: 3.)

Lügat Sözlük

BEREKET - Bolluk.

BES - Yeter, yeterli.

BEYÂN - Açıklama; izah; anlatma.

ENVÂR - Nurlar. Aydınlıklar.

FÂKAT - Yoksulluk, fakirlik.

FEYİZ - Bolluk, bereket; ilim, irfan; mânevî gıdâ; şan, şöhret; ihsan, fazîletli.

FİHRİST - Bir kitabın içinde bulunan şeyleri sıra ile gösteren liste.

GAYET - Çok, pek çok.

ÎMÂN - İnanmak, îtikad; Resûl-i Ekremin (a.s.m.) tebliğ ettiği inanılması gerekli esasları tasdik etmekten doğan bir nurdur.

İTTİHAD - Birleşmek, birlik, aynı fikirde olmak.

KIYMETTAR - Değerli, pahalı, kıymetli.

KUDSİYE - Mukaddeslik, azizlik, temizlik, pâklık.

MAKAM - Durulacak yer, rütbeli yer.

MAKBUL - Kabul edilmiş olan, geçerli.

MÜBÂREK - Bereketlenmiş, uğurlu, hayırlı.

MÜCMEL - Kısa, öz, muhtasar, sözü az mânâsı çok.

MÜHİM - Önemli, ehemmiyetli.

NEVÎ - Çeşit ile alâkalı; cinse ait.

NÛRÂNÎ - Nûrlu, ışıklı, aydınlık.

RAHÎM - Sonsuz merhamet sahibi Allah.

RAHMÂN - Sonsuz merhamet ve şefkatle bütün varlıkları rızıklandıran Allah.

RİSÂLE - Mektup, küçük kitap.

SIR - Cenâb-ı Hakk`ın isim ve sıfatlarına ait gizli hakikatlerin göründüğü kalpteki duygu.

TAKVÂ - Bütün günahlardan kendini korumak; dinin yasak ettiği şeylerden kaçınmak.

TAZAMMUN - İçinde bulundurma, içine alma, ihtivâ etme, muhît olma.

TEFSİR - Bir mânâyı açıklamak. Kur`ân-ı Kerîm`in cümle ve kelimelerini îzah ve isbat etmek ve bu maksatla yazılan eser.

TEMSİL - Örnek, birşeyin aynısını veya mislini yapma, benzetme.