Emirdağ Lâhikası - Yeşil Salih ´e Yazılan Metuptur

Gösterim

küçült - kapat X

Muhterem din kardeşim,
Kırk gündür yatakta sizinle meşgulüm. Hayal ve mesmuuma nazaran, huzurunuzun muhtel olduğuna zahibim. Tahminen on gün kadar evvelsi, sokaklarda "Halis afyon tereyağım var" diyen birisini pencereden yanıma çağırıp biraz yağ aldım. Maksadım sizi sormaktı. afyon dan Emirdağı kazasına sürüldüğünüzü, ahalinin sizinle görüşmesinin yasak olduğunu duyunca çok müteessir oldum.
Muhterem din kardeşim,
Bu mektubu size yazan, otuz bir sene evvelsi sizinle Erzurum un Esad Paşa Medresesinde, umumi Harpte Kafkas ın karlı dağlarında ve yirmi dört sene evvel de mebusluğum hengamında Van Valisi Haydar Bey dostunuzla Millet Meclisi salonunda görüşen Erzurum un esbak mebuslarından Yeşil oğlu Mehmed Salih.
Mehmed salih (r.h.)
• • •
Yeşil salih e yazılan mektuptur.
Aziz Kardeşim Hasan Efendi! Sen benim tarafımdan kıymetli kardeşimiz salih Efendiye yaz ki, ben ölünceye kadar onun bu insaniyetini unutmayacağım ve ona çok minnettarım ve çok selam ve dua ederim. fakat ben her sıkıntıya karşı tahammüle karar vermişim. Hem ben iyiliği o reislerden beklemiyorum.
Said Nursi
• • •
Bana gönderdiğiniz Asa-yı Musa dan bir nüsha, cildsiz-yalnız sarı kağıt cild olmuş-Hüsrev in yazısına bir parça benzer, fakat üstünde Mustafa ismi var. O kimdir? Hangi Mustafa dır? Hem nüshanın üstünde "on üç yaşında Hatice, Ahmed in kızı" yazılmış. Bu Ahmed, hangi Ahmed dir? Hem ona, hem kızına bin barekallah! Bu yaşta bu koca kitabı hem dikkatli, tevafuklu, hem güzel sıhhatli yazmak, masumların taifesinin bir kahramanlığıdır. Kim görüyor, maşaallah der. Buradaki mektep görmüş hanımlarda bir şevk uyandıracak.

Musibetler müminin imtihan vesilesidir. (Keşfü l-Hafa, 2:295.)

Lügat Sözlük

AFYON - Uyuşturucu, ağrı kesici.

AZÎZ - İzzetli, çok izzetli, mânevî kuvvet ve kudret sahibi mağlûp edilmesi mümkün olmayan ve dâima galip olan mânâsında Allah`ın bir ismi.

ESBAK - Geçenler,öncekiler, evvelkiler.

FÂKAT - Yoksulluk, fakirlik.

MÂŞAALLAH - Allah`ın istediği gibi.

MEKTEP - Okul; yazı yazacak yer.

MUHTEL - Bozuk, karışık.

MUHTEREM - Saygıdeğer; kıymetli ve şerefli kimse.

MÜTEESSİR - Tesir altında kalmış, üzülmüş veya sevinmiş, hissiyâtına dokunmuş, üzüntülü.

NÜSHA - Yazılı şey, yazılı bir şeyden çıkarılan suret.

SAÎD - Memnun, mutlu.

SÂLİH - Dîne uygun hayırlı fiil, iyi iş, işe yarar, uygun, elverişli, iyi; haklı olan, itikatlı, dindar, dinî emirlere uyan.

SÂRÎ - Bulaşıcı.

SELÂM - Bütün korkulardan emîn olma; Allah`ın rızâsına erişmek için mü`minlerin birbirlerine yaptığı duâ.

SEVK - Önüne katıp sürme.

ŞEVK - Çok şiddetli arzu, neş`e. Moral.

UMÛMİ - Genel.