Emirdağ Lâhikası - Beş Türlü de Dünyevi Faidesi Var

Gösterim

küçült - kapat X
BEŞ TÜRLÜ DE DÜNYEVİ FAYDASI VAR:
1. Rızıkta bereket.
2. Kalbde rahat ve sürur.
3. Maişette suhulet.
4. İşlerinde muvaffakiyet.
5. Talebelik faziletini almakla bütün Risale-i Nur talebelerinin has dualarına hissedar olmaktır.

KALEMLE NURLARA HİZMET VE SADAKATLE TALEBESİ OLMANIN İKİ MÜHİM NETİCESİ VARDIR:
1. Ayat-ı Kur’âniyenin işaretiyle, imanla kabre girmektir.
2. Bütün şakirtlerin manevi kazançlarına, Nur dairesindeki şirket-i maneviye sırrıyla, umum onların hasenatlarına hissedar olmaktır.
Hem bu talebesizlik zamanında, melaikelerin hürmetine mazhar olan
Haşiye talebe-i ulum-u diniye sınıfına dahil olup alem-i berzahta-talihi varsa, tam muvaffak olmuşsa - hafız ali ve Meyve de bahsi geçen meşhur talebe gibi; şüheda hayatına mazhar olmaktır.
• • •
Makineyle çıkan mecmuaların başında yazılacak fıkra şudur:
Risale-i Nur’un bütün eczalarını iki sene hem Ankara, hem Denizli mahkemeleri ve ehl-i vukufu tetkikten sonra hem beraatimiz, hem umum Risale-i Nur eczalarını bana teslime müttefikan karar vermelerine binaen, neşirlerine bir mani yoktur. Bana verilen Risale-i Nur dan birisi, bu mecmuanın eczalarıdır.
Isparta da hem mekteplerde, hem camilerde din lehindeki icraatlar, zülfikar ın manevi fütuhatı sayılabilir. İnşaallah, Isparta nasıl Nurların medresesi olmuş, başka vilayetlere de ders veriyor; inşaallah şeair-i İslamiyede de birinci hüsn-ü misal ve nümune-i imtisal olacak.
Haşiye
• • •

Haşiye
Bazı ehl-i keşfin kat i müşahedesiyle sabittir.

Haşiye
Ehl-i siyasete hiç bakmadığım halde, bugün tesadüfen kulağıma girdi ki, bazı camileri kaldırmak için bir mecliste, bir kısım dinsiz mebuslar çalışmışlar. Aynı vakitte beni tesmim (zehirlendirmesi) ve Hasan Feyzi nin ölüm hastalığı tesadüfe benzemiyor. Bu üç suikast aynı zamanda birbiriyle alakadar görünüyor. İkisi şimdilik akim kaldı, birisi bir kahramanı aldı.

Lügat Sözlük

AKÎM - Neticesiz, faydasız.

ALÂKADAR - Alâkalı, ilgili.

ÂLÎ - Yüce, yüksek.

BES - Yeter, yeterli.

BİNÂEN - Bağlı olarak, dayanarak, -den dolayı, bu sebepten.

DÜNYEVÎ - Dünyaya âit, dünya ile ilgili.

FIKRA - Yazıda bir bahis; parağraf; kısa haber; küçük hikâye.

HÂFIZ - Kur`ân`ı ezberleyen.

HAFÎZ - Cenab-ı Hakk`ın, bütün tohum ve çekirdeklerde olduğu gibi, her mahlukun başına gelecek vaziyetleri ve başından geçenleri muhafaza etme sıfatı.

HAS - Özel, husûsi, mahsus.

HÂŞİYE - Dipnot.

HİÇ - Yok olan, yok denecek kadar az olan; değersiz kıymetsiz.

HİSSEDAR - Hisse sahibi. Pay sahibi.

İMTİSÂL - Uyma, sarılma, yapışma, tutunma.

İNŞAALLAH - Allah`ın izin ve müsâdesiyle.

MÂNEVÎ - Mânâya âit, maddî olmayan.

MÂNEVİYE - Mânâya ait olanlar.

MÂNİ - Engel.

MAZHAR - Nâil olma, şereflenme, kavuşma, ortaya çıkma ve görünme yeri.

MEŞHUR - Ünlü, bilinen.

MİSÂL - Benzer, örnek.

MÜHİM - Önemli, ehemmiyetli.

MÜTTEFİKAN - İttifakla, herkesin aynı şeyi söyleyerek birbirlerini doğrulamaları.

MÜTTEFİKÁN - İttifakla, herkesin aynı şeyi söyleyerek birbirlerini doğrulamaları.

MUVAFFAK - Başarılı.

ŞUHEDÂ - Şehitler.

TESMÎM - Zehirleme.

UMUM - Hep, bütün, cümle, herkes.

ZÜLFİKÂR - Hz. Ali`nin çift uçlu kılıcı. Bir Risale ismi.