Emirdağ Lâhikası - İhtiyar Kadınlara Ehemmiyetli Bir Müjde ve Bekar ve Mücerred Kalmak İsteyen Genç Kızlara Bir İhtar

Gösterim

küçült - kapat X

Rabian: ali Osman’ın vefatıyla hem akrabasını, hem Medresetü’z-Zehra ve Nur dairesini tâziye ediyorum. Ve onu da tebrik ediyorum ki, vazifesini tam yapmış ve şimdi de Nur kahramanları Hâfız ali ve Hâfız Mustafa yanında duama dahildir.
Umum kardeşlerime binler selâm.

Said Nursî
• • •
[Mahremdir. Şimdilik Medresetü’z-Zehra erkânlarına mahsustur.]

İhtiyar kadınlara ehemmiyetli bir müjde
ve bekâr ve mücerret kalmak isteyen genç kızlara bir ihtar.

Hadîs-i şerifte gösteriyor ki âhir zamanda kuvvetli iman, ihtiyar kadınlarda bulunur ki, "Dindar ihtiyar kadınların dinine tâbi olunuz" diye hadis-i şerif ferman etmiş. Hem Risale-i Nur’un dört esasından bir esası şefkattir. Ve kadınlar şefkat kahramanı bulunmasından, hattâ en korkağı da kahramancasına ruhunu yavrusuna feda eder. Ve bu zamanda o kıymettar valideler ve hemşireler, büyük bir hâdise ile karşılaşıyorlar. mahremce ve ifşâsı münasip olmayan bir hakikat-i fıtriyesini, Nur şakirtlerinden mücerred kalmak isteyen veya mecbur kalan kızlar kısmına beyan etmek lâzım gelir diye ruhuma ihtar edildi. Ben de derim ki:
Kızlarım, hemşirelerim,
Bu zaman, eski zamana benzemiyor. Terbiye-i İslâmiye yerine terbiye-i medeniye, yarım asra yakın hayat-ı içtimaiyemize yerleştiği için, bir erkek bir kadını ebedî bir refika-i hayat ve saadet-i hayat-ı dünyeviyeye medar ve sair günahlardan kendini muhafaza etmek için almak lâzım gelirken; o biçare zaifeyi daim tahakküm altında, yalnız dünyevi, muvakkat gençliğinde sever. Ona verdiği rahatırı bazı on misli onu zahmetlere sokar. Eğer şer’an "küfüv" tâbir edilen birbirine denk olmazsa, hukuk-u şer’iye nazara alınmadığından, hayatı daima azap içinde geçer. Kıskançlık da müdahale ederse daha berbat olur.
İşte bu izdivaca sevk eden üç sebep var:
Birisi: Tenasülün devamı için, hikmet-i İlâhiyece o fıtrî hizmete bir ücret olarak bir fıtrî meyil ve şevk vermiş. Halbuki o zevk, on dakikada bir lezzet verse de, eğer meşru ise, erkek bir saat meşakkat çekebilir. fakat kadın, on dakikalık o zevk için

Keşfü’l-Hafâ, 2:70

Lügat Sözlük

ÂHİR - Son.

ÂLÎ - Yüce, yüksek.

BERBAT - Harap, kötü.

BEYÂN - Açıklama; izah; anlatma.

BÎÇARE - Çaresiz, zavallı.

DÜNYEVÎ - Dünyaya âit, dünya ile ilgili.

EBEDÎ - Sonsuz, sonsuzla ilgili, bitmeyen.

FÂKAT - Yoksulluk, fakirlik.

FEDÂ - Gözden çıkarma, uğruna verme.

FERMÂN - Emir, buyruk, tebliğ.

FITRÎ - Doğuştan, yaratılıştan, fıtrata âit ve yaratılışla ilgili.

HÂDİSE - Olay.

HÂFIZ - Kur`ân`ı ezberleyen.

HAFÎZ - Cenab-ı Hakk`ın, bütün tohum ve çekirdeklerde olduğu gibi, her mahlukun başına gelecek vaziyetleri ve başından geçenleri muhafaza etme sıfatı.

HAYATÎ - Hayat işareti ve belirtisi olan.

İHTAR - Hatırlatma, îkaz, uyarma, dikkat çekme.

İHTİYÂR - İrâde, kendi isteğiyle seçme ve hareket etme, isteme; arzu etme.

ÎMÂN - İnanmak, îtikad; Resûl-i Ekremin (a.s.m.) tebliğ ettiği inanılması gerekli esasları tasdik etmekten doğan bir nurdur.

KIYMETTAR - Değerli, pahalı, kıymetli.

MAHREMCE - Husûsiyet arz eden, samîmi olarak.

MEDÂR - Sebep, vâsıta, vesîle. Yörünge.

MEŞAKKAT - Sıkıntı, güçlük, zorluk.

MEŞRÛ - Helâl, İslâma uygun, haram ve yanlış olmayan.

MEYİL - Yönelme, eğilim, arzu.

MÜCERRED - Yalnız, tek, hâlis, saf, katışıksız, karışık olmayan, çıplak, soyulmuş, tek başına.

MÜDÂHALE - Karışma, araya girme, sokulma.

MUHÂFAZA - Korumak.

MÜNÂSİP - Uygun, denk.

MUVAKKAT - Geçici; kısa bir zaman, vakitli, fâni.

SAÎD - Memnun, mutlu.

SÂİR - Başkası, diğeri, birşeyden geri kalan, maadâ.

ŞEFKAT - Karşılıksız, samimi sevgi besleme; başkasının kederiyle alâkalı olma, acıyarak merhamet etme.

ŞERİF - Şerefli.

SEVK - Önüne katıp sürme.

ŞEVK - Çok şiddetli arzu, neş`e. Moral.

TÂBÎ - Uyan, itaat eden.

TÂBİR - Mânâsı olan söz, deyim, terim.

TAHAKKÜM - Zorbalık etme; zorla hükmetme, mânevî baskı. Diktatörlük.

TÂZİYE - Başsağlığı, tesellî.

TEBRİK - #Cenab-ı Hak daha da arttırsın# manasında duada bulunarak sevincini bildirme.

UMUM - Hep, bütün, cümle, herkes.

YAKÎN - Hiç bir şekilde şüphe edilmeyecek derecede kesin olan ilim, bilgi.