Emirdağ Lâhikası - Hüseyi Avni Ve Tahsin Tola İle Bir Hasb-i Haldir

Gösterim

küçült - kapat X

feda eden böyle bir İslam kahramanı muhterem bir arzu etme.">ihtiyar misafirin hukukunu müdafaa kadirşinaslığı, herkesten evvel misafir bulunduğu Isparta vilayetinin hükümetine ve Demokratına düşmektedir.
15.4.1957
Demokrat Nur Talebeleri namına
Rüştü Çakın, Mehmet Süzer, Mehmet Babacan,
Tahiri Mutlu, Ziver Gündüzalp
Düşüncelerinin halisane olduğunu ben de bilmekteyim.
Demokrat Milletvekili
Kemal Demiralay

Hüseyin Avni ve tahsin Tola ile bir hasbihaldir
Biz Nur şakirtleri, Üstadımızın hizmetinde ve mesleğinde bulunduğumuzdan, siyasetlerle alâkamız yoktur. fakat Demokratlar Nurların neşrine müsaadekâr olmaları ve eskiden beri Nurun men’ine dair zulümleri yapmadıklarından, Demokratın hatırı için seçimlerle alâkadar olduk. Evvelki defa gibi bu defa da Nurcuların epey faydası, Demokrat lehine oldu. Üstadımıza ve Nurlara en ziyade faydası dokunan eski adliye vekili Hüseyin Avni ve Senirkent Meb’usu tahsin Tola herkesten ziyade kazanmaları lâzımken kazanmamaları bizi çok müteessir etti diye Üstadımıza söyledik. Bize dedi ki:
"Müteessir olmayınız. Ben de sizinle beraber olarak onları tebrik etmeliyiz. Çünkü, iki sene zarfında elli sene kadar hükûmete, vatana, millete, dine, âsâyişe hizmet ettiklerine delil-i kat’î, kerametkârâne Üstadımızın ona müracaatı olmadan Rehberin kurtulmasını arzu ettiği aynı dakikada, müsadere edilen iki yüz Rehberin bize iadesine emir vermesiyle iki yüz bin adam Rehberden istifade etmesiyle ona duacı olması; ve tahsin Tola’nın ehemmiyetli çalışmasıyla Sözler mecmuası resmen Ankara’da tab edilmesiyle hem âsâyişe, hem Demokrata, hem bu vatan ve millete yüz sene meb’usluk etmek kadar faydası oldu. Şimdi bu kadar mânevî, hakikî, hususan bâkî ve uhrevî kâr onlara yeter. Bir iki sene memuriyet ve meb’usluğa çalışmakla o bâki elmas gibi hizmetlerini, kırılacak fâni şişeye âlet yapmamak gerektir. Onun için ben onları tebrik ediyorum. Siz de onları tebrik ediniz,

Lügat Sözlük

ADLİYE - Adalet dâiresi.

ALÂKADAR - Alâkalı, ilgili.

ARZU - İstek.

BÂKÎ - Ebedî, dâimî, sonu gelmez, ölmez, sonsuz.

DÂİR - Ait, ilgili.

ELMAS - En saf karbon olan ve cam gibi şeffaf, parlak maden.

EMÎR - İş, buyruk; idâreci.

FÂKAT - Yoksulluk, fakirlik.

FÂNÎ - Geçiçi, sonu olan, son bulan.

FEDÂ - Gözden çıkarma, uğruna verme.

HAKİKÎ - Gerçek.

HÂLİSÂNE - Samimî bir şekilde, ihlâslıca. Sırf Allah rızasını gözeterek.

HUSUSAN - Bilhassa, özellikle.

İHTİYÂR - İrâde, kendi isteğiyle seçme ve hareket etme, isteme; arzu etme.

İSTİFÂDE - Yararlanma, faydalanma.

KÂR - Kazanç.

KEMÂL - Olgunluk, mükemmellik, eksiksizlik, tamlık.

KERÂMETKÂRÂNE - Kerâmetli bir şekilde.

MÂNEVÎ - Mânâya âit, maddî olmayan.

MEMURİYET - Memurluk.

MÜDÂFAA - Savunma.

MUHTEREM - Saygıdeğer; kıymetli ve şerefli kimse.

MÜSAADEKÂR - Müsaade edici, izin verici.

MÜSÂDERE - Toplatma, elden alma.

MÜTEESSİR - Tesir altında kalmış, üzülmüş veya sevinmiş, hissiyâtına dokunmuş, üzüntülü.

TÂB - Basma, baskı.

TAHSİN - Beğenmek ve alkışlamak, güzelleştirmek, iyi ve güzel bulmak.

TEBRİK - #Cenab-ı Hak daha da arttırsın# manasında duada bulunarak sevincini bildirme.

UHREVÎ - Ahirete dâir, öteki dünyaya âit.

ZİYÂDE - Fazla, çok.