Sikke-i Tasdik-i Gaybi - Risale-i Nurdan Parlak Fıkralar ve Bir Kısım Güzel Mektuplar

Gösterim

küçült - kapat X

Risale-i Nur’dan parlak fıkralar ve bir kısım güzel mektuplar

LEYLE-İ KADİRDE İHTAR EDİLEN
BİR MESELE-İ MÜHİMME




Evvela: Leyle-i Kadirde kalbe gelen pek uzun ve geniş bir hakikate pek kısaca bir işaret edeceğiz. Şöyle ki:
Nev-i beşer, bu son Harb-i Umuminin eşedd-i zulüm ve istibdat ile ve merhametsiz tahribat ile ve bir düşmanın yüzünden yüzer masumu perişan etmesiyle ve mağluplarnı dehşetli meyusiyetleriyle ve. galiplerin dehşetli telaş ve hakimiyetlerini muhafaza ve büyük tahribatlarını tamir edememelerinden gelen dehşetli vicdan azaplarıyla; ve dünya hayatının bütün bütün fani ve muvakkat olması ve medeniyet fantaziyelerinin aldatıcı ve uyuşturucu olması umuma görünmesiyle; ve fıtrat-ı beşeriyedeki yüksek istidadatın mahiyet-i insaniyesinin umumi bir surette dehşetli yaralanmasıyla; ve ebedperest hissiyat-ı bakiye ve fıtri aşk-ı insaniyenin heyecan içinde uyanmasıyla; ve gaflet ve dalaletin en sert, sağır olan tabiatın Kur’an’ın elmas kılıncı altında parçalanmasıyla; ve gaflet ve dalaletin en boğucu

Alah’ın adıyla. Onu her türlü kusur ve noksandan tenzih ederiz. Hiçbir şey yoktur ki Onu övüp Onu tesbih etmesin. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi ebediyyen ve daima üzerinize olsun.

Lügat Sözlük

BAKIYE - Kalan kısım, geride kalan.

BEŞER - İnsan.

EBEDPEREST - Ebedî hayata çok arzulu.

ELMAS - En saf karbon olan ve cam gibi şeffaf, parlak maden.

FÂNÎ - Geçiçi, sonu olan, son bulan.

FITRÎ - Doğuştan, yaratılıştan, fıtrata âit ve yaratılışla ilgili.

GAFLET - Dikkatsizlik, endişesizlik, vurdumduymazlık; nefsine uyarak Allah`ı ve emirlerini unutmak.

İHTAR - Hatırlatma, îkaz, uyarma, dikkat çekme.

İSTİBDAT - Kanuna ve nizâma tâbî olmayan, keyfî, baskıcı yönetim; zulüm ve tahakküm.

KUSUR - Hatâ. Noksanlık, eksiklik.

MEDENİYET - Sosyal meselelerde, ilim, fen ve sanatta daha ileri gitmiş, gelişmiş cemiyet.

MUHÂFAZA - Korumak.

MUVAKKAT - Geçici; kısa bir zaman, vakitli, fâni.

PERİŞAN - Dağınık, karışık. Fakir.

SAĞÎR - Küçük, ufak.

TAHRİBÂT - Yıkımlar, bozmalar.

TENZİH - Allah`ı her çeşit kusur, noksan ve ortaktan uzak bilip söylemek.

TESBİH - Allah`ın zâtında, sıfatında ve fiillerinde bütün noksanlardan uzak olduğunu ifâde etmek.

TEŞBİH - Benzetmek, benzetilmek; benzetiş.

UMÛMİ - Genel.

VİCDÂN - İnsanın içindeki iyiyi kötüden ayırabilen ve iyilik etmekten lezzet duyan ve kötülükten elem alan mânevî bir his.

ZULÜM - Haksızlık, eziyet.