Muhakemat - İkinci Meslek

Gösterim

küçült - kapat X

sıdk ile tecemmül ederek adaletlerini âleme kabul ettirmişlerdir. İşte Sahabelerin aklen olan adaletleri bu sırdan neşet eder.
İrşad ve işaret
Tarih ve siyer ve âsâr nokta-i nazarından dikkat olunursa, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, dört yaşından kırk yaşına kadar, lâsiyyema şânı, ahlâkı ve hileyi dışarıya atmakta olan hararet-i gariziyenin şiddet-i iltihabı zamanında kemal-i istikametle ve kemal-i metanetle ve tamam-ı ıttırad-ı ahvalle ve müsavat ve muvazenet-i etvarla ve nihayet-i iffetle ve hiçbir hali mestûriyeti muhafaza etmeyen-lâsiyemma öyle ehl-i inada karşı-bir hileyi imâ etmemekle beraber, yaşadığı nazara alınırsa, sonra istimrar-ı ahlâkının zamanı olan kırk seneden sonra o inkılâb-ı azîm nazara alınırsa, haktan geldiğini ve hakikat olduğunu tasdik etmezse, nefsine levm etsin. Zira zihninde bir sofestaî gizlenmiş olacaktır. Hem de, en hatarlı makamlarda-gar’da gibi-tarik-i halâsı mefkud iken ve haytu’l-emel bihasebi’l-ade kesilirken, gayet metanet ve kemal-i vüsuk ve nihayet-i itminanla olan hareket ve hal ve tavrı, nübüvvet ve ciddiyetine şahid-i kâfidir ve hakla temessük ettiğine delildir.
İkinci meslek
Yani, sahife-i ûlâ, zaman-ı mâzidir. İşte şu sayfada dört nükteyi nazar-ı dikkate almak lâzımdır:
Birincisi: Bir fende, veyahut kasasta, bir adam esaslarını ve ruh ve ukdelerini ahz ederek müddeâsını ona bina ederse, o fende hazakat ve maharetini gösterir.
İkincisi: Ey birader! Eğer tabiat-ı beşere ârif isen, küçük bir haysiyetle, küçük bir dâvâda, küçük bir

Lügat Sözlük

AHLÂKÎ - Ahlâkla ilgili, ahlâka uygun.

ÂRİF - Bilen, bilgide ileri olan, âşinâ; irfan sâhibi.

ÂSÂR - Eserler, izler, nişanlar, belirtiler.

AZÎM - Büyük.

BİNÂ - Yapma, tesis etme, kurma.

GAYET - Çok, pek çok.

HAKİKAT - Gerçek.

HÂLÎ - Hâl ile, vaziyet ile; tavra âit, şimdiki hâle mensup.

İMÂ - İşâret etmek, işâretle anlatmak, işâret.

İRŞAD - Doğru yolu gösterme; gafletten uyandırıp hidâyet yolunu gösterme.

LÂSİYYEMÂ - Bilhassa, husûsan, özellikle.

LEVM - Kınama. Kötü söz söyleme.

MESLEK - Yol, usûl, gidiş; sanat, geçim için tutulan yol; sistem; mezheb, mâneviyatta tutulan.

METÂNET - Kararlılık, dayanıklılık, sağlamlık.

MUHÂFAZA - Korumak.

MÜSÂVÂT - Eşitlik.

NÜBÜVVET - Peygamberlik.

SÂNİ - Herşeyi sanatla yaratan Allah.

SIDK - Doğruluk.

SİYER - Tarzlar, gidişler, yollar; Peygamberimizin (a.s.m.) hayatı, ahlâkı ve yaşayışı ile onun gayesi ve insanlığı irşad eden mesleğinden bahseden kitap.

SOFESTAİ - Allah`ı kabul etmemek için kâinatı ve kendi varlığını da inkâr eden. Hakikat namına hiçbirşeyi tanımayan ve daima şüphe içinde kalmayı esas alan felsefi düşünce.

TASDİK - Onaylama, doğrulama.

TEMESSÜK - Yapışma, sarılma, sıkıca tutma.

VESSELÂM - İşte o kadar, artık bitti; bundan sonra selâm.

VÜSÛK - Sağlam inanma, itimâd etme, güvenme, sağlamlık.