Muhakemat - Üçüncü Meslek

Gösterim

küçült - kapat X

Muhammed’in bir mucize-i mâneviyesidir (aleyhimüsselâm). Bunda dikkat edersen anlayacaksın.
İşaret
Ey birader! Bazan kasem, bürhanın yerini tutar. Zira bürhanı tazammun eder. Öyleyse:

Evet, neam, onun nur-u nazarına, hayal, kendini hakikat gösteremiyor ve hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.">hak olan mesleği telbisten müstağnidir.
Üçüncü meslek
Yani: Zaman-ı halin, yani Asr-ı Saadetin sayfasında dört nükte, bir noktayı nazar-ı dikkate almak gerektir:
Birincisi: Küçük bir âdet, küçük bir kavimde veya zayıf bir haslet kalil bir taifede, büyük bir hâkimin, büyük bir himmetle kolaylıkla kaldıramadığını nazara alırsan, acaba gayet çok, tamamen müstemirre, nihayet derecede me’lûf ve çok da mütenevvia, tamamen rasiha olan âdât ve ahlâk, nihayet kesir ve me’lûfatına gayet mutaassıp ve şedidü’ş-şekîme olan bir kavmin a’mâk-ı ervahından az fedakârlıkla, kısa bir zamanda kal’ ve ref’ ettiğini ve o âdât-ı seyyienin yerine başka âdât ve ahlâk fidanlarını gars etmesi ve def’aten nihayet derecede tekemmül ettiklerini nazara

Ona bu kıssaları hikâye ederek ruhunu mâzinin derinliklerinde ve istikbalin şahikalarında gezdiren ve hadisatın karanlık köşelerindeki esrar perdesini onun için kaldırana yemin olsun ki, onun keskin gözü kendisini şaşırtmayacak kadar dikkatli, onun hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.">hak olan mesleği ise insanları aldatmaktan uzaktır.

Lügat Sözlük

ÂDÂT - Âdetler, görenekler.

ÂDET - Gelenek, alışkanlık, sıradan davranış.

ESRÂR - Gizli sırlar.

EŞRAR - Şerliler, kötülük edenler.

GARS - Ağaç fidanı dikmek.

GAYET - Çok, pek çok.

HAK - Herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.

HAKİKAT - Gerçek.

HASLET - Huy, tabiat, karakter, meziyet.

KASEM - Yemin.

KESÎR - Çok, bol, çeşitli.

MESLEK - Yol, usûl, gidiş; sanat, geçim için tutulan yol; sistem; mezheb, mâneviyatta tutulan.

NİHÂYET - Son.

NÜKTE - İnce mânâlı söz; ancak dikkatle anlaşılabilen mânâ.

TAZAMMUN - İçinde bulundurma, içine alma, ihtivâ etme, muhît olma.

TEKEMMÜL - Olgunlaşma, kemâle doğru gitme.