Muhakemat - Beşinci Meslek

Gösterim

küçült - kapat X
Beşinci meslek
Mârufe ve meşhure olan havarık-ı zahire ve mu’cizât-ı mahsusadır. siyer ve tarihin kitapları onlarla meşhundur. Ulema-yı kiram (cezahümüllahu hayran) hakkıyla tefsir ve tedvin etmişlerdir. Malûmun tâlimi lâzım gelmemek için, biz tafsilinden kat-ı nazar ettik.
İşaret
Şu havarık-ı zahirenin herbir ferdi eğer çendan mütevatir değildir, mutlaka cinsleri, belki çok envâı kat’iyen ve yakînen mütevatir-i bilmânâdır. O havârık birkaç nev üzerindedir. İşte:
Bir nev’i: İrhasat-ı mütenevviadır. güya o asır, Peygamberden (a.s.m.) istifade ve istifaza ederek, keramet sahibi olduğundan, kalb-i hassâsından hiss-i kablelvukua binaen irhasatla Fahr-i Âlemin geleceğini ihbar etmiştir.
Bir nev’i dahi: Gaybdan olan ihbarat-ı kesîresidir. güya tayyar olan ruh-u mücerredi, zaman ve mekân-ı muayyenin kayıtlarını kırmış ve hudud-u maziye ve müstakbeleyi çiğnemiş, her tarafını görerek bize söylemiş ve göstermiştir.
Bir kısmı dahi: Tahaddî vaktinde izhar olunan havarık-ı hissiyedir. Bine karib tâdad olunmuştur. Demek, söylediğimiz gibi, herbir ferdi âhâdî de olursa, mecmuu mütevatir-i bilmânâdır.
Birisi: mübarek olan parmaklarından suyun nebeânıdır. güya maden-i sehavet olan yed-i mübarekesinden mâye-i hayat olan suyun nebeânıyla, menba-ı hidayet olan lisanından, mâye-i ervah olan zülâl-i hidayetin feveranını hissen tasvir ediyor.

Lügat Sözlük

ÂHÂDÎ - Tek ya da iki koldan nakledilen hadis, tevatür derecesinde olmayan rivâyet.

BELKİ - Kesinlikle, şüphesiz.

BİNÂEN - Bağlı olarak, dayanarak, -den dolayı, bu sebepten.

ÇENDAN - Gerçi, her ne kadar; o kadar; pek o kadar.

ERVAH - Ruhlar.

FERDİ - Şahsî

GÜYÂ - Sanki.

HAVÂRİK - Hârikalar. Hayret ve hayranlık uyandıran şeyler.

HİDÂYET - Doğru inanç ve yaşayış üzere olmak.

HİSSEN - Duygu olarak.

İHBÂR - Haber vermek.

İSTİFÂDE - Yararlanma, faydalanma.

İSTİFÂZA - Feyiz alma; ilim, irfan ve mânevî zenginlik kazanma.

İZHÂR - Ortaya koymak, açığa çıkarmak, göstermek.

KARÎB - Yakın.

KERÂMET - Allah`ın ihsanıyla velîlerin gösterdikleri adet dışı, olağanüstü haller.

MESLEK - Yol, usûl, gidiş; sanat, geçim için tutulan yol; sistem; mezheb, mâneviyatta tutulan.

MÜBÂREK - Bereketlenmiş, uğurlu, hayırlı.

MÜTEVÂTİR - Yalan üzerinde birleşmeleri aklen mümkün olmayan bir topluluğun naklettiği haber.

NAZAR - Bakmak, bakış, göz atmak, düşünmek.

NEV - Çeşit, sınıf, cins, tür.

SEHÂVET - El açıklığı, cömertlik.

SİYER - Tarzlar, gidişler, yollar; Peygamberimizin (a.s.m.) hayatı, ahlâkı ve yaşayışı ile onun gayesi ve insanlığı irşad eden mesleğinden bahseden kitap.

TÂDÂD - Sayma, sıralama, birer birer söyleme.

TASVİR - Bir şeyin özelliklerini anlatarak, gözönünde canlandırma.

TEFSİR - Bir mânâyı açıklamak. Kur`ân-ı Kerîm`in cümle ve kelimelerini îzah ve isbat etmek ve bu maksatla yazılan eser.

YAKÎNEN - Şüphesiz olarak bilme.

ZAHÎRE - Azık, anbarda biriktirilen yiyecek, hububat.