Mektubat - Yirminci Mektup

Gösterim

küçült - kapat X
YİRMİNCİ MEKTUP

-1-

-2-
Sabah ve akşam namazından sonra tekrarı pek çok fazileti bulunan ve bir rivayet-i sahihada İsm-i Âzam mertebesini taşıyan şu cümle-i tevhidiyenin on bir kelimesi var. Herbir kelimesinde, hem birer müjde ve beşaret, hem birer mertebe-i tevhid-i rububiyet, hem bir İsm-i Âzam noktasında bir kibriya-i vahdet ve bir kemâl-i vahdâniyet vardır. Bu büyük ve ulvî hakikatlerin izahını sair Sözlere havale edip, bir vaade binaen, şimdilik mücmel bir hülâsa suretinde iki makam, bir mukaddime ile ona bir fihriste yapacağız.

1 Onun adıyla. O her kusurdan münezzehtir. Hiçbir şey yoktur ki Onu hamd etme; Onu övme,medhetme, şükür.">hamd ile tesbih etmesin.

2 "Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. mülk Ona ait, hamd etme; Onu övme,medhetme, şükür.">hamd Ona mahsustur. hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O herşeye hakkıyla kadirdir. Herşeyin ve herkesin dönüşü de Onadır." Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Umre: 12; Cihad: 133; Bed’ü’l-Halk: 11; Mağâzî: 29; Daavât: 18, 52; Rikâk: 11; I’tisâm: 3; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Vitir: 24; Cihad: 158; Edeb: 101; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Daavât: 35, 36; Nesâî, Sehiv: 83-86; Menâsik: 163, 170; Îmân: 12; İbni Mâce, Ticârât: 40; Menâsik: 84; Edeb: 58; Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Menâsik: 34; İsti’zân: 53, 57; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191; el-Hâkim, el-Müstedrek, 1:538.

Lügat Sözlük

AKSÂM - Kısımlar, bölümler.

ÂRIZ - Sonradan ortaya çıkma.

ÂZAM - En büyük.

BEŞÂRET - Müjde, sevindirici haber.

BİNÂEN - Bağlı olarak, dayanarak, -den dolayı, bu sebepten.

BUHÂRÎ - (H. 194-256) Buharalı. Altıyüz bin hadisten seçilen 7275 hadis ile en sahih ve muteber olan Sahih-i Buharî adlı eserin sahibi.

FİHRİSTE - Bir kitabın içinde bulunan şeyleri sıra ile gösteren liste.

HAMD - Allah`a hamd etme; Onu övme,medhetme, şükür.

HAVÂLE - Bir işi veya bir şeyi başka birisine bırakma, ısmarlama.

HAYATÎ - Hayat işareti ve belirtisi olan.

HAYIR - İyilik. Faydalı iş.

HULÂSA - Birşeyin, bir bâhsin özü; kısaca esâsı.

İBNİ - Oğlu.

İLÂH - Herşeyin mâbudu olan Allah.

MAKAM - Durulacak yer, rütbeli yer.

MÜCMEL - Kısa, öz, muhtasar, sözü az mânâsı çok.

MUKADDİME - Önsöz, başlangıç, evvel gelen, öne geçen.

MÜLK - Mal, yer, bina.

MÜSLİM - Hicri 204-261, Miladi 820-875 yılları arasında yaşamıştır. Hadis âlimidir. İçinde 2775 sahih hadis bulunan ve 15 senede vücuda getirdiği Sahih-i Müslim adlı eserin sahibidir.

RUBÛBİYET - Cenâb-ı Hakkın her zaman, her yerde ve her mahlûka muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onu terbiye etmesi ve idâresi altında bulundurması vasfı.

SÂİR - Başkası, diğeri, birşeyden geri kalan, maadâ.

TESBİH - Allah`ın zâtında, sıfatında ve fiillerinde bütün noksanlardan uzak olduğunu ifâde etmek.

TEŞBİH - Benzetmek, benzetilmek; benzetiş.

ULVÎ - Yüce, yüksek.

VAHDÂNİYET - Allah`ın tek ve benzersiz olup, kusur ve noksanlardan uzak olması.

VAHDET - Birlik.