Mektubat - Yirmi Sekizinci Mektup

Gösterim

küçült - kapat X
YİRMİ SEKİZİNCİ MEKTUP

Şu Mektup Sekiz Meseledir.
Birinci risale olan Birinci mesele
-1-
Saniyen: Üç sene evvel benimle görüştükten üç gün sonra tabiri çıkmış, tevili tezahür etmiş eski bir rüyanızın, şimdi tabirini istiyorsunuz. Şimdilik o güzel, mübarek, müjdeli rüya mürur-u zamana uğramış. Mânâsını göstermiş olan o rüyaya karşı böyle desem hakkım yok mu?
-2-

Evet, kardeşim, seninle mahz-ı hakikat dersini müzakereye alışmışız. Hayalâtlara karşı kapısı açık olan rüyaları tahkikî bir surette mevzubahis etmek, tahkik mesleğine tam uygun gelmediğinden, o cüz’î hadise-i nevmiye münasebetiyle, mevtin küçük bir kardeşi olan nevme ait ilmî ve düsturî olarak altı nükte-i hakikati, âyât-ı Kur’âniyenin işaret ettiği vecihte beyan edeceğiz. Yedincisinde, senin rüyana kısa bir tabir verilecek.
Birincisi: Sûre-i Yusuf’un mühim bir esası rüya-yı Yusufiye olduğu gibi, -3- âyeti misilli çok âyetlerle, rüyada ve nevmde perdeli olarak ehemmiyetli hakikatler var olduğunu gösterir.

1 "Eğer rüya tabirini biliyorsanız." Yusuf Sûresi: 12:43.

2 Ben ne geceyim, ne de geceye kulluk ederim. Ben bir hakikat güneşinin hâdimiyim ki, size ondan haber getiriyorum. Evliyaya tuzak olan hayaller, ilahî bahçelerin ay yüzlü güzellerinin akisleridir.

3 "Uykunuzu bir istirahat kıldık." Nebe’ Sûresi: 78:9.

Lügat Sözlük

BEYÂN - Açıklama; izah; anlatma.

DÜSTURÎ - Kaideye, prensibe, ölçüye dair; kaideye uygun.

HAKİKAT - Gerçek.

İLÂHÎ - Allah tarafından olan.

İLMÎ - İlme âit ve ilimle ilgili; ilme uygun.

İSTİRAHAT - Dinlenme.

MESELE - Düşünülüp halledilecek iş ve husus, ehemmiyetli iş; problem.

MÜBÂREK - Bereketlenmiş, uğurlu, hayırlı.

MÜHİM - Önemli, ehemmiyetli.

RİSÂLE - Mektup, küçük kitap.

TÂBİR - Mânâsı olan söz, deyim, terim.

TAHKÎK - Doğru olup olmadığını araştırmak veya doğruluğunu yanlışlığını ortaya çıkarmak. İncelemek, içyüzünü araştırmak.

TAHKÎKÎ - Gerçeğin araştırılmasına âit.

TEZÂHÜR - Görünme, belirme, ortaya çıkma.