Mektubat - Gönüller Fatihi Büyük Üstada

Gösterim

küçült - kapat X

[Medine-i Münevvere’de bulunan mühim bir
Âlimin, Risale-i Nur hakkında yazdığı bir manzumesidir.]
Gönüller Fatihi Büyük Üstada
Nuruyla bütün gönlümü fetheyleyen üstad!
Gönlüm seni, kudsî heyecanlarla eder yâd.
İlhâmıma can geldi berâet haberinle,
Mü’minleri şâdeyleyen ulvî zaferinle.
Sıyrıldı ufuklardan o kasvetli bulutlar;
Göklerde melekler, bu büyük bayramı kutlar.
Milyonların imanını kurtardı cihâdın;
Par par yanar imanlı gönüllerdeki yâdın.
Coşturmada imanları, binlerle vecizen,
Tarihini kudsî heyecanlarla süzerken.
İlhâmımı mestetti tecellâ-yı cemÂlin;
"Fâtih" gibi rehberleri andırmada hÂlin.
Dağlar gibi sarsılmadın, en korkulu günlerde,
Her ânı ölümler dolu tazyikin önünde.
Dünyalara dehşet salıyor, sendeki iman;
Sarsılmayan imanına düşman bile hayran.
rehber sana zîra, "Yüce Peygamberimiz"dir.
Ölmez eserin: Gençliğe gösterdiğin izdir.
Kur’ân-ı Kerimin ezelî feyzine erdin;
İnsanlığa, İmân ve kemÂl dersini verdin.
Ey başlara cennetlerin ufkundan inen tâc!
Âlem senin irfânına, irşâdına muhtaç.
derya gibi nurlar taşıyor her eserinden;
"Allah"a giden Nurcuların rehberisin sen!

Lügat Sözlük

ALEM - Bayrak, işaret, nişan.

ÂLEM - Dünya, kâinat,evren.

ÂNİ - Birden bire, zamansız.

BERÂET - Temize çıkma; bir dâvânın neticesinde suçsuz olduğu anlaşılma.

DEHŞET - Ürkmek, korkmak, şaşırmak, telaşlanmak.

DERYÂ - Deniz.

EZELÎ - Geçmiş ve gelecek zamanı birden içine alıp, zamanla sınırlı olmamak.

ÎMÂN - İnanmak, îtikad; Resûl-i Ekremin (a.s.m.) tebliğ ettiği inanılması gerekli esasları tasdik etmekten doğan bir nurdur.

KEMÂL - Olgunluk, mükemmellik, eksiksizlik, tamlık.

KUDSÎ - Mukaddes, yüce, temiz. Kusursuz ve noksansız.

MÜHİM - Önemli, ehemmiyetli.

REHBER - Yol gösteren.

ŞENÎ - Kötü, çok fenâ, çirkin, günahlı iş.

ULVÎ - Yüce, yüksek.