Mektubat - Zeyl

Gösterim

küçült - kapat X

ZEYL
En kısa ve selîm ve en müstakîm bir tarîkın esâsını Dört hatve nâmiyle, tezkiye-i nefsin ve tekemmül-i rûhun medârı olan dört mühim dersi veriyor.
Otuzuncu Mektub
Matbû Arabî İşârâtü’l-İ’câz tefsiridir.
Otuz Birinci Mektub
Otuz bir Lem’ adır.
Kendi kendine manzum tarzını alan matbû Lemeât risâlesidir. Aynı zamanda Otuz İkinci Lem’a olup, Sözler mecmuasının âhirinde neşredilmiştir.
Otuz Üçüncü Mektub
Mârifet-i İlâhiyeye pencereler açan Otuz Üç Pencereli risâle olup, bir cihette Otuz Üçüncü Söz olduğundan, Sözler mecmuasında neşredilmiş, buraya derc edilmemiştir.
İşarat-ı Gaybiye Hakkında Bir takriz
Hakikat Çekirdekleri
MEDÎNE-İ MÜNEVVERE’DE BULUNAN MÜHİM BİR ÂLİMİN RİSÂLE-İ NUR HAKKINDA YAZDIĞI BİR manzume
ON İKİ SENE EVVEL YAZILMIŞ VE SİKKE-İ TASDÎK-I GAYBÎ MECMUASINDA derc EDİLMİŞ MÜHİM BİR MEKTUPTAN BİR PARÇADIR
Hakîkat Işıkları

Lügat Sözlük

ARABÎ - Arapça,arab`a ait arapla ilgili.

DERC - İçine alma, katma, koyma, yerleştirme.

GAYBÎ - Gaybe âit ve onunla ilgili; hazırda olmayan, görünmeyenlere âit; âhirete âit.

HAKİKAT - Gerçek.

HATVE - Adım, kısım, bölüm, basamak.

LEMEÂT - Lem`alar, parlayışlar, parıltılar. Risâle-i Nur Külliyatı`ndan bir eserin adı.

MANZUM - Ölçülü, dizilmiş, sıralanmış, düzenlenmiş, sistemleşmiş; edb. nesir olmayan, şiir.

MANZÛME - Tertipli, ölçülü, vezinli şiir, yazı.

MATBÛ - Tâbedilmiş, basılmış.

MÜHİM - Önemli, ehemmiyetli.

MÜSTAKÎM - İstikamette giden, doğru yolda olan.

NÂMİYLE - Adıyla, ismiyle, ünvânıyla.

RİSÂLE - Mektup, küçük kitap.

SELÎM - Sağlam, kusursuz, refâh ve selâmet üzere bulunan.

TAKRİZ - Bir şeyin kıymetini ve güzelliğini belirtmek, övmek.