Lemalar - Birinci Lem´a

Gösterim

küçült - kapat X
-1-

-2-


Otuz Birinci Mektubun birinci kısmı, her zaman, hususan mağrib ve işâ ortasında otuzüçer defa okunması çok faziletli bulunan mezkûr kelimât-ı mübarekenin herbirinin çok envârından birer nurunu gösterecek altı Lem’adır.


BİRİNCİ LEM’A


HAZRET-İ YUNUS İBNİ METTÂ Alâ Nebiyyinâ ve Aleyhissalâtü Vesselâmın münâcâtı, en azîm bir münâcattır ve en mühim bir vesile-i icabe-i duadır.

Hazret-i Yunus Aleyhisselâmın kıssa-i meşhuresinin hülâsası:

Denize atılmış, büyük bir balık onu yutmuş. Deniz fırtınalı ve gece dağdağalı ve karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyette, "La ilahe illa ente sübhaneke inni küntüm minel zalimiyn" -3- münâcâtı, ona sür’aten vasıta-i necat olmuştur.



1- rahman ve rahim olan Allahın adıyla
2- Karanlıklar içinde niyaz etti: ’Senden başka ilâh yoktur. seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum. (Enbiyâ Sûresi: 87.)
Rabbine şöyle niyaz etmişti: ’Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin. (Enbiyâ Sûresi: 83.)
Eğer senden yüz çevirecek olurlarsa de ki: Allah bana yeter. Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce arşın Rabbi de Odur. (Tevbe Sûresi: 129.)
Allah bana yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmrân Sûresi: 173.)
Havl ve kuvvet, ancak herşeyden yüce ve nihayetsiz azamet sahibi olan Allah’a aittir. Bâkî kalan ancak sensin, ey Bâkî.
O [Kur’ân] İmân edenler için bir hidayet rehberi ve bir şifadır. (Fussilet Sûresi: 44.)
3- Senden başka ilâh yoktur. seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum. (Enbiyâ Sûresi: 87.)

Lügat Sözlük

ÂLÂ - Üstün, yüce, çok yüksek.

ARŞIN - 68 cm olan eski bir uzunluk ölçüsü.

AZAMET - Büyüklük.

AZÎM - Büyük.

BÂKÎ - Ebedî, dâimî, sonu gelmez, ölmez, sonsuz.

ENTE - Sen.

HAVL - Güç, kuvvet; muhît, etraf.

HİDÂYET - Doğru inanç ve yaşayış üzere olmak.

HUSUSAN - Bilhassa, özellikle.

İBNİ - Oğlu.

İLÂH - Herşeyin mâbudu olan Allah.

İLLÂ - Ancak, meğer.

ÎMÂN - İnanmak, îtikad; Resûl-i Ekremin (a.s.m.) tebliğ ettiği inanılması gerekli esasları tasdik etmekten doğan bir nurdur.

İŞÂ - Yatsı.

MAĞRİB - Akşam; batı, günbatısı.

METTÂ - Hz. Yunus`un (a.s.) annesinin adı.

MEZKÛR - Sözü edilen, zikredilen, bahsedilen.

MÜHİM - Önemli, ehemmiyetli.

NECÂT - Kurtuluş, selâmet.

NİHÂYETSİZ - Sonsuz.

NİYAZ - Yalvarma, yakarma, duâ.

RAHÎM - Sonsuz merhamet sahibi Allah.

RAHMÂN - Sonsuz merhamet ve şefkatle bütün varlıkları rızıklandıran Allah.

ŞENÎ - Kötü, çok fenâ, çirkin, günahlı iş.

TENZİH - Allah`ı her çeşit kusur, noksan ve ortaktan uzak bilip söylemek.

TEVEKKÜL - Sebeplere sarıldıktan sonra neticesini Allah`a bırakma, neticeye rıza gösterme.