Lemalar - Üçüncü Lem´a

Gösterim

küçült - kapat X
ÜÇÜNCÜ LEM’A

Bu Lem’aya bir derece his ve zevk karışmış. His ve zevkin coşkunlukları ise, aklın düsturlarını, fikrin mizanlarını çok dinlemediklerinden ve müraat etmediklerinden, bu Üçüncü Lem’a mantık mizanlarıyla tartılmamalı.


-1-

âyetinin meâlini ifade eden -2- iki cümlesi, mühim iki hakikati ifade ediyorlar. Ondandır ki, Nakşîlerin rüesasından bir kısım, bu iki cümle ile kendilerine bir hatme-i mahsus yapıp muhtasar bir hatme-i Nakşiye hükmünde tutuyorlar. Madem o azîm âyetin meâlini bu iki cümle ifade ediyor. Biz bu iki cümlenin ifade ettiği iki hakikat-i mühimmenin birkaç nüktesini beyan edeceğiz.

BİRİNCİ NÜKTE

Birinci defa bir ameliyat-ı cerrahiye hükmünde kalbi mâsivâdan tecrit ediyor, kesiyor. Şöyle ki:

İnsan, mahiyet-i câmiiyeti itibarıyla, mevcudatın hemen ekserîsiyle alâkadardır. Hem insanın mahiyet-i câmiasında hadsiz bir istidad-ı muhabbet derc edilmiştir. Onun için, insan da umum mevcudata karşı bir muhabbet besliyor. Koca dünyayı bir hanesi gibi seviyor. Ebedî Cennete bahçesi gibi muhabbet ediyor. Halbuki, muhabbet ettiği mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Firaktan daima azap çekiyor. Onun o hadsiz muhabbeti, hadsiz bir mânevî azâba medar oluyor.



1- "Herşey helâk olup gidicidir-Ona bakan yüzü müstesnâ. hüküm Ona aittir; siz de Ona döndürüleceksiniz." Kasas Sûresi: 28:88.
2- Ey baki olan Allah! Ancak Sensin baki.

Lügat Sözlük

AZÎM - Büyük.

BÂKÎ - Ebedî, dâimî, sonu gelmez, ölmez, sonsuz.

BEYÂN - Açıklama; izah; anlatma.

CERRAHİYE - Ameliyatla ilgili.

DERC - İçine alma, katma, koyma, yerleştirme.

EBEDÎ - Sonsuz, sonsuzla ilgili, bitmeyen.

HADSİZ - Sınırsız, sonsuz.

HELÂK - Yok oluş. Mahvolma. Azap. Korku.

HÜKÜM - Karar, emir, kuvvet, hâkimlik, âmirlik; irâde, kumanda, nüfuz.

İFÂDE - Söz, anlatım.

KALBÎ - Kalple ilgili, kalbe âit, kalpten.

MAHSUS - Ayrılmış, tâyin edilmiş yalnız birine âit olan, hususîleşmiş.

MAHŞÛŞ - İçine girilmiş, buğzedilmiş, karalanmış.

MÂNEVÎ - Mânâya âit, maddî olmayan.

MANTIK - Doğru muhakeme ve doğru düşünceyi öğreten ilim.

MEDÂR - Sebep, vâsıta, vesîle. Yörünge.

MEVCUDÂT - Yaratılmış olan, mevcut olan şeyler; varlıklar.

MUHABBET - Sevgi, sevmek.

MÜHİM - Önemli, ehemmiyetli.

MUHTASAR - Kısaltılmış, özet, hulâsa.

MÜRÂÂT - Uymak, tatbik etmek, uyum.

NÜKTE - İnce mânâlı söz; ancak dikkatle anlaşılabilen mânâ.

UMUM - Hep, bütün, cümle, herkes.