Lemalar - Fihrist

Gösterim

küçült - kapat X
Fihrist
Birinci Lem’a
Hazret-i Yûnus Aleyhisselâmın münâcât-ı meşhûresi olan -1- âyetinin bir sırr-ı mühimmini ve bir hakîkat-i azîmesini beyân ederek, herbir insan, bu dünyada, Hazret-i Yûnus Aleyhisselâmın bulunduğu vaziyette-fakat büyük mikyasta-olduğunu beyân eder. Hazret-i Yûnus Aleyhisselâma "hût, deniz, gece" ne ise, her insan için nefsi, dünyası, istikbâli de odur.
İkinci Lem’a
Hazret-i Eyyûb Aleyhisselâmın münâcât-ı meşhûresini beyân eder.

-2-
âyetinin mühim bir sırrını ve azîm bir hakîkatini beş nükte ile tefsir edip, bütün musîbetzedelere mânevî bir tiryak ve gâyet nâfi bir ilâç hükmünde bir risâledir.
Bu risâle, maddî musîbetleri, ehl-i îman için musîbetlikten çıkarıyor. Asıl ehemmiyetli musîbet, kalbe ve rûha gelen dalâlet musîbetleri olduğunu beyân ettiği gibi, musîbetzedelerin ömür dakikaları ehl-i sabır ve şükür hakkında ibâdet saatleri hükmüne geçip, şekvâ kapısını kapar, dâimâ şükür kapısını açar bir risâledir.

1 Rahmân ve rahim olan Allah’ın adıyla. Sonra karanlıklar içinde kaldığında niyaz etti: "Senden başka ilâh yoktur. seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum." (Enbiyâ Sûresi: 87.)

2 Rahmân ve rahim olan Allah’ın adıyla.
Rabbine şöyle niyaz etmişti: "Bana gerçekten zarar dokundu. Sen ise merhametlilerin en merhametlisisin. (Enbiyâ Sûresi: 83.)

Lügat Sözlük

AZÎM - Büyük.

BES - Yeter, yeterli.

BEYÂN - Açıklama; izah; anlatma.

DALÂLET - Hak ve hakîkatten, dinden sapma, ayrılma; azma.

FİHRİST - Bir kitabın içinde bulunan şeyleri sıra ile gösteren liste.

GAYET - Çok, pek çok.

İBÂDET - Kulluk vazifesi.

İLÂH - Herşeyin mâbudu olan Allah.

ÎMÂN - İnanmak, îtikad; Resûl-i Ekremin (a.s.m.) tebliğ ettiği inanılması gerekli esasları tasdik etmekten doğan bir nurdur.

İSTİKBÂLÎ - Geleceğe âit.

MADDÎ - Madde ile alâkalı.

MÂNEVÎ - Mânâya âit, maddî olmayan.

MÜHİM - Önemli, ehemmiyetli.

MUSÎBET - Belâ, felâket, hastalık, dert, sıkıntı, ezâ, başa gelen acı durumlar.

NÂFİ - Menfaatli, faydalı, şifalı.

NÂFÎ - Nefyeden, gizleyen, yok sayan.

NEFSÎ - Nefse âit ve onunla ilgili, nefisten kaynaklanan.

NİYAZ - Yalvarma, yakarma, duâ.

NÜKTE - İnce mânâlı söz; ancak dikkatle anlaşılabilen mânâ.

RAHÎM - Sonsuz merhamet sahibi Allah.

RAHMÂN - Sonsuz merhamet ve şefkatle bütün varlıkları rızıklandıran Allah.

RİSÂLE - Mektup, küçük kitap.

SÂBİR - Belâ ve musîbete karşı hâlinden şikâyet etmeyen, acı ve sıkıntıya katlanan.

ŞEKVÂ - Şikâyet etmek, sızlanmak.

ŞENÎ - Kötü, çok fenâ, çirkin, günahlı iş.

ŞÜKÜR - Allah`ın nîmetlerine karşı memnunluk gösterme.

TEFSİR - Bir mânâyı açıklamak. Kur`ân-ı Kerîm`in cümle ve kelimelerini îzah ve isbat etmek ve bu maksatla yazılan eser.

TENZİH - Allah`ı her çeşit kusur, noksan ve ortaktan uzak bilip söylemek.

TİRYAK - Panzehir; zehirlenmeden veya hastalıktan hemen şifâ bulmaya yarayan ilâç.