Lemalar - Yedinci Lem´a

Gösterim

küçült - kapat X
YEDİNCİ LEM’A

Âyet-i feth Risalesi

SÛRE-İ FETH’İN ÂHİRİNDEKİ ÂYETİN YEDİ NEVİ İHBAR-I GAYBÎSİNE DAİRDİR

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرّحِيمِ لَقَدْ صَدَقَ اللّهُ رَسُولَهُ الرُّؤْيَا بِاْلحَقِّ لَتَدْخُلُنَّ اْلمَسْجِدَ اْلحَرَامَ اِنْ شَاءَ اللّهُ آمِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُؤُسَكُمْ وَ مُقَصِّرِينَ لاَ تَخَافُونَ فَعَلِمَ مَا لَمْ تَعْلَمُوا فَجَعَلَ مِنْ دُونِ ذلِكَ فَتْحًا قَرِيبًا * هُوَ الَّذِى اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ اْلحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَ كَفَى بِاللّهِ شَهِيدًا * مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهِ وَالّذِينَ مَعَهُ اَشِدّاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرَيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّهِ وَ رِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِى وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِ ذلِكَ مَثَلُهُمْ فِى التَّوْرَيةِ وَ مَثَلُهُمْ فِى اْلاِْنجِيلِ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْاَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَ عَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَ اَجْرًا عَظِيمًا



"And olsun ki Allah, Resulünün gördüğü rüyanın hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.">hak olduğunu tasdik etti. İnşaallah hepiniz emniyet içinde ve saçlarınızı tıraş etmiş veya kısaltmış olarak Mescid-i Harama gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir; onun için, Mekke’nin fethinden önce size yakın bir fetih daha ihsan etti. Bütün dinlere üstün kılmak üzere Resulünü hidayet ve hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.">hak din ile gönderen Odur. Buna şahit olarak Allah yeter. Muhammed Allah’ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar da kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise pek merhametlidirler. Sen onların rükû ve secde ettiklerini görürsün. Onlar Allah’ın lûtfunu ve rızasını ararlar. Yüzlerinde ise secde izi vardır. Onların Tevrat’taki vasıfları budur. İncil’deki vasıfları ise şöyledir: Onlar filizini çıkarmış, sonra git gide kuvvet bulmuş, kalınlaşmış ve gövdesi üzerinde yükselmiş bir ekine benzer ki, ekincilerin pek hoşuna gider. Allah’ın onları böylece çoğaltıp kuvvetlendirmesi, kâfirleri öfkeye boğmak içindir. Onlardan İmân eden ve güzel işler yapanlara Allah mağfiret ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir." fetih Sûresi: 48:27-29.


Lügat Sözlük

EMNİYET - Güvenlik, asayiş.

FETH - Açma; başlama; zaptetme, ele geçirme, zafer.

FETİH - Açma; başlama; zaptetme, ele geçirme, zafer.

HAK - Herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.

HİDÂYET - Doğru inanç ve yaşayış üzere olmak.

İHSAN - İyilik etmek, bağışta bulunmak.

ÎMÂN - İnanmak, îtikad; Resûl-i Ekremin (a.s.m.) tebliğ ettiği inanılması gerekli esasları tasdik etmekten doğan bir nurdur.

İNŞAALLAH - Allah`ın izin ve müsâdesiyle.

MAĞFİRET - Affetme, bağışlama.

MÜKÂFAT - Ödül.

NEVÎ - Çeşit ile alâkalı; cinse ait.

RÜKÛ - Eller dizde bel düz olacak şekilde eğilmek.

SECDE - Yere kapanmak, başını yere koymak.

TASDİK - Onaylama, doğrulama.

VAAD - Söz verme, sözverilen şey, bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus.

YAKÎN - Hiç bir şekilde şüphe edilmeyecek derecede kesin olan ilim, bilgi.