Şualar - Beşinci Şuâ

Gösterim

küçült - kapat X
BEŞİNCİ ŞUA

Otuz sene evvel yazılan matbu Muhakemat-ı Bediiyyede
bahsedilen "Sedd-i Zülkarneyn" ve Ye’cüc, Me’cüc ve sâir eşrat-ı
kıyametten yirmi mesele, o Muhakemat’a bir tetimme olarak
on üç sene
Haşiye evvel bir kısım müsveddesi yazılmış idi.
aziz bir dostumun hatırı için tebyiz edildi, Beşinci Şua oldu.

Otuz Birinci Mektuptan Otuz Birinci Lem’anın Beşinci Şuasıdır.

İhtar: Evvelce mukaddimeden sonra gelen Meseleler okunsun, tâ mukaddimedeki maksat anlaşılsın.
-1-
-2- âyetinin bir nüktesi, bu zamanda akîde-i avâm-ı mü’minîni vikaye ve şübehattan muhafaza için yazılmış. âhirzamanda vukua gelecek hâdisâta dair hadislerin bir kısmı, müteşabihat-ı Kur’âniye gibi, derin mânâları var. muhkemat gibi tefsir edilmez ve herkes bilemez. belki tefsir yerinde tevil ederler.
-3- sırrıyla, vukuundan sonra tevilleri

Haşiye
Şimdi kırk seneden geçmiş.

1 rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

2 Onun alâmetleri gelmiştir. (Muhammed Sûresi: 47:18.)

3 Halbuki o âyetlerin tefsirini Allah’tan ve İlimde derinlik ve istikamet sahibi olanlardan başkası bilemez. (âl-i İmrân Sûresi: 3:7.)

Lügat Sözlük

AZÎZ - İzzetli, çok izzetli, mânevî kuvvet ve kudret sahibi mağlûp edilmesi mümkün olmayan ve dâima galip olan mânâsında Allah`ın bir ismi.

BELKİ - Kesinlikle, şüphesiz.

DÂİR - Ait, ilgili.

HÂŞİYE - Dipnot.

İSTİKAMET - Doğruluk, nâmuslu hareket; yön, cihet.

MATBÛ - Tâbedilmiş, basılmış.

MESELE - Düşünülüp halledilecek iş ve husus, ehemmiyetli iş; problem.

MUHÂFAZA - Korumak.

MUHKEMÂT - Sağlam ve kuvvetli olanlar.

RAHÎM - Sonsuz merhamet sahibi Allah.

RAHMÂN - Sonsuz merhamet ve şefkatle bütün varlıkları rızıklandıran Allah.

SÂİR - Başkası, diğeri, birşeyden geri kalan, maadâ.

ŞUÂ - Bir ışık kaynağından uzanan ışık hüzmesi.

TEBYİZ - Temize çekme, ağartma, beyazlatma.

TEFSİR - Bir mânâyı açıklamak. Kur`ân-ı Kerîm`in cümle ve kelimelerini îzah ve isbat etmek ve bu maksatla yazılan eser.

TETİMME - Tamam etme, tamamlama, ek.

TEVİL - Bir fikir veya sözden bir başka mânâ çıkarmak; anlaşılması zor olan âyet ve hadîslerde ne kast edildiğini ve ince mânâları bildirme.

VİKAYE - Ayakta tutma, koruma, sahip çıkma.