Şualar - On Beşinci Şuâ

Gösterim

küçült - kapat X
On Beşinci Şua
Elhüccetü’z-Zehra

İKİ MAKAMDIR

[Bu ders zahiren küçük, hakikaten pek büyük ve çok kuvvetli ve çok geniş bir risaledir. Hem benim tefekküri hayatımın, hem Nurun tahkiki hayat-ı maneviyesinin ilmelyakin, aynelyakin ittihadından çıkan bir meyve-i imaniye ve firdevsi bir semere-i Kur’aniyedir. ]
Said Nursi

Birinci makam
Üç Kısımdır

[Yirminci Mektubun hülâsatül-hülâsası, üçüncü medrese-i Yusufiyede verilen dersin Birinci Kısmıdır.]


Afyon hapsinde on bir ay tecrid-i mutlakta bulunduğuma dair mahkeme-i temyize yazdığım istida bahanesiyle otuz beş sene inzivada, hususan gecelerde dünyayı unutmakta bulunan ve garazkara ne ve tarassutlarla yirmi üç sene sıkıntı çekmesinden insanlardan tevahhuş edip, yalnız, tek başına kalarak, hizmetçisinden ve Nur dersini iştiyakla arzulayandan başka kimse ile bir saat beraber bir yerde bulunmasından çok sıkılan benim gibi bir biçareyi, beşinci koğuşa cebren nakil ve kardeşlerimin yanıma gelmelerini yasak ettiler. O kalabalık içinde yaşamayacağım diye çok telaş ederken, birden bir alamet-i hiddet ve gadab olarak soğuk o derece

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla. Ve sadece Ondan yardım dileriz.

Lügat Sözlük

AFYON - Uyuşturucu, ağrı kesici.

BES - Yeter, yeterli.

CEBREN - Zorla, zoraki. Mecburî.

DÂİR - Ait, ilgili.

FİRDEVSÎ - Cennet bostanı misâli.

GADAB - Hiddet, öfke, kızgınlık, dargınlık; gazab.

HİDDET - Öfke, kızgınlık, gazab.

HUSUSAN - Bilhassa, özellikle.

İLMELYAKÎN - İlim yoluyla kesin olarak bilmek.

İSTİDÂ - Dilekçe, müracâat dilekçesi.

MAKAM - Durulacak yer, rütbeli yer.

NÂKİL - Nakleden, taşıyan.

RAHÎM - Sonsuz merhamet sahibi Allah.

RAHMÂN - Sonsuz merhamet ve şefkatle bütün varlıkları rızıklandıran Allah.

SAÎD - Memnun, mutlu.

ŞUÂ - Bir ışık kaynağından uzanan ışık hüzmesi.

TAHKÎKÎ - Gerçeğin araştırılmasına âit.

TEFEKKÜRÎ - Düşünceyle ilgili.

TEVAHHUŞ - Korkma, ürkme, vahşete düşme, kaçma, çekinme.

ZÂHİREN - Görünüşte.