Mesnevi-i Nuriye - Habbe

Gösterim

küçült - kapat X
HABBE

Cennet-i Kur’âniyenin semerâtından bir semerenin ihtiva ettiği

-1-


-2-

İ’lem eyyühe’l-aziz! Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, nur-u Muhammedî (a.s.m.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir.

Eğer o âlem-i kebir bir şecere tahayyül edilirse, nur-u Muhammedî hem çekirdeği, hem semeresi olur.

Eğer dünya mücessem bir zîhayat farz edilirse, o nur onun ruhu olur.

Eğer büyük bir insan tasavvur edilirse, o nur onun aklı olur.

Eğer pek güzel şaşaalı bir cennet bahçesi tahayyül edilirse, nur-u Muhammedî onun andelîbi olur.

Eğer pek büyük bir saray farz edilirse, nur-u Muhammedî o Sultan-ı Ezelin makarr-ı saltanat ve haşmeti ve tecelliyat-ı cemaliyesiyle âsâr-ı san’atını hâvi olan o yüksek saraya nâzır ve münâdi ve teşrifatçı olur. Bütün insanları dâvet ediyor. O sarayda bulunan bütün antika san’atları, harikaları ve mucizeleri târif ediyor. Halkı o saray Sâhibine, Sâniine İmân etmek üzere câzibedar, hayretefzâ dâvet ediyor.

1- Ben tevhid meyveleriyle yüklü bir ağaç dalıyım. tevhid incileriyle dolu bir denizin damlasıyım.
2- Din-i İslam ve kemal-i İmân için Allah’a hamd olsun. Daire-i İslamın merkezi ve envar-ı imanın menbaı olan Muhammed ile onun bütün al ve ashabına, gece gündüz, ay ve güneş devam ettikçe salat ve selam olsun.

Lügat Sözlük

ÂL - Sülâle, soy, hânedan.

ANTİKA - Eski ve kıymetli sanat eseri.

CÂZİBEDAR - Çekici, câzibeli.

FARZ - Saymak, öyle kabul etmek.

HABBE - Dâne, tohum, parça. Risâle ismi.

HAMD - Allah`a hamd etme; Onu övme,medhetme, şükür.

HÂVÎ - İçine alan, kaplayan, câmi; biriktirici, kuşatan, ihtiva eden.

İHTİVÂ - İçine alma.

ÎMÂN - İnanmak, îtikad; Resûl-i Ekremin (a.s.m.) tebliğ ettiği inanılması gerekli esasları tasdik etmekten doğan bir nurdur.

KEBÎR - Büyük.

MERKEZÎ - Merkeze ait, merkezde bulunan.

MÜCESSEM - Cisim şeklinde olan, cisimleşmiş.

NÂZIR - Nazar eden, bakan, idâre eden.

NAZÎR - Benzer olan.

SALÂT - Namaz.

SALTANAT - Kudret, kuvvet, hâkimiyet, sultanlık.

ŞÂŞAALI - Parlak. Gösterişli.

ŞECERE - Ağaç.

SELÂM - Bütün korkulardan emîn olma; Allah`ın rızâsına erişmek için mü`minlerin birbirlerine yaptığı duâ.

TAHAYYÜL - Hayâle getirme, fikir kurma, hayalde canlandırma.

TÂRİF - Bir şeyi belli noktalar ve işâretlerle inceden inceye anlatıp tanıtmak; tanım.

TASAVVUR - Birşeyi zihinde şekillendirme; düşünce, tasarı; tasarlama.

TEVHİD - Birleme, Allah`ın bir olduğuna ve Ondan başka İlâh olmadığına inanma.

ZÎHAYAT - Hayat sahibi, canlılar.