Mesnevi-i Nuriye - Zeylü´l Habbe

Gösterim

küçült - kapat X
ZEYLÜ’L-HABBE

Arkadaş! Şu müşevveş eserlerimle büyük birşeyin etrafını kazıyorum. Amma bilmiyorum, keşfedebildim mi? Veyahut sonra inkişaf edecektir. Veyahut bilâhare zuhur edecek. Keşfine yol açıp gösteriyorum.



-1-


-2-


İ’lem eyyühe’l-aziz! Misafir olan bir kimse, seferinde çok yerlere, menzillere uğrar. Uğradığı her yerin âdetleri ve şartları ayrı ayrı olur.

Kezalik, Allah’ın yolunda sülûk eden zat çok makamlara, mertebelere, hallere, perdelere rastgelir ki, bunların da herbirisi için kendine mahsus şartlar ve vaziyetler vardır. Bu şartları ve perdeleri birbirine halt edip karıştıran, galat ve yanlış hareket eder. Meselâ bir ahırda atın kişnemesini işiten bir adam, yüksek bir sarayda andelibin terennümünü, güzel sadâsını işitir. Eğer o terennümle atın kişnemesini fark etmeyip andelibden kişnemeyi talep ederse, kendi nefsiyle mugalâta etmiş olur.



1- Allah bize yeter; O ne güzel vekildir. (Âl-i İmran Sûresi: 3:173.)
O ne güzel dost ve O ne güzel yardımcıdır. (Enfal Sûresi: 8:40.)
2- Bize bahşettiği İmân ve İslam nimeti için yağmurun katreleri, denizlerin dalgalaları, ağaçların meyveleri, çiçeklerin nakışları, kuşların nağamatı ve nurların lemaatı sayısınca Allah’a hamdolsun. Ve her türlü halde bize in’am ettiği bütün nimetleri için, bütün çağlardaki bütün nimetleri adedince Allah’a şükürler olsun. Hem, iyilik ve hayır sahiplerinin efendisi Muhammedini’l-Muhtar (a.s.m.) efendimize, onun pak aline ve nur saçan hidayet yıldızları ashabına gece-gündüz devam ettiği müddetçe salat ve selam olsun.

Lügat Sözlük

GALAT - Yanlış, hatâ.

HALT - Yanlışlık yapmak, karıştırmak.

HAYIR - İyilik. Faydalı iş.

HİDÂYET - Doğru inanç ve yaşayış üzere olmak.

ÎMÂN - İnanmak, îtikad; Resûl-i Ekremin (a.s.m.) tebliğ ettiği inanılması gerekli esasları tasdik etmekten doğan bir nurdur.

İNKİŞÂF - Gelişme, açılma, keşfetme, meydana çıkma; terakkî etme.

KEZÂLİK - Bunun gibi, böylece.

MAHSUS - Ayrılmış, tâyin edilmiş yalnız birine âit olan, hususîleşmiş.

MAHŞÛŞ - İçine girilmiş, buğzedilmiş, karalanmış.

MUGALÂTA - Yanıltıcı söz etme, safsata.

MÜŞEVVEŞ - Karmakarışık, düzensiz, anlaşılmaz.

PÂK - Temiz.

SALÂT - Namaz.

SELÂM - Bütün korkulardan emîn olma; Allah`ın rızâsına erişmek için mü`minlerin birbirlerine yaptığı duâ.

SÜLÛK - Belli bir gruba girme, bir yolu tâkip etme, bir tarîkata bağlanma, mânevî terakkî mertebelerinde devam etme.

TALEP - İstek. Arzu.

ZÂT - Kendi, aslı.

ZUHUR - Ortaya çıkma, meydana çıkma, başgösterme.