Mesnevi-i Nuriye - Hubâb

Gösterim

küçült - kapat X
HUBÂB

Kur’ân-ı Hakîm’in ummanından

*



İ’lem ey zikreden ve namaz kılan kardeş! ve ve gibi mübarek kelimelerle ilân ettiğin ve hüküm ve iddia ettiğin bir dâvâ ve işhad ettiğin bir itikad, lisanından çıkar çıkmaz, milyonlarca mü’minlerin tasdik ve şehadetlerine iktiran eder.

Ve keza, İslâmiyetin hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.">hak ve hakikat olduğuna ve hükümlerinin doğru ve sadık olduklarına delâlet eden bütün deliller, şahitler, bürhanlar, senin o dâvânın ve itikadının hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.">hak olduğuna delâlet ederler.

Ve keza, söylediğin o mübarek ve mukaddes kelâmlara pek büyük yümünler, feyizler ve berekât-ı İlâhiye terettüp eder.



* Halık-ı Kerim, kendi mülkünü senden satın alıyor; Cennet gibi büyük bir fiyat veriyor. Hem o mülkü senin için güzelce muhafaza ediyor, kıymetini yükselttiriyor. Yine sana hem baki hem mükemmel bir surette verecektir.

Lügat Sözlük

BÂKÎ - Ebedî, dâimî, sonu gelmez, ölmez, sonsuz.

DÂVÂ - Tâkip edilen fikir, iddiâ

DELÂLET - Delil olmak, yol göstermek, doğru yolu bulmakta insanlara yardım etmek.

HAK - Herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.

HAKİKAT - Gerçek.

HUBÂB - Daneler, parçalar. Bir Risâle ismi.

HÜKÜM - Karar, emir, kuvvet, hâkimlik, âmirlik; irâde, kumanda, nüfuz.

İKTİRÂN - Birbirine yakın ve beraber olma, iki şeyin birarada bulunması.

İLÂN - Açıklamak, ilân etmek, herkese duyurmak.

İŞHAD - Delil göstermek, şâhid göstermek, şâhitlik ettirmek.

İTİKAD - İnanmak, inanç, gönülden tasdik ederek inanma.

KERÎM - İkrâm ve ihsânı bol olan Allah.

KEZÂ - Böyle, böylece, bu dâhi böyle.

MÜBÂREK - Bereketlenmiş, uğurlu, hayırlı.

MUHÂFAZA - Korumak.

MUKADDES - Kudsî, temiz, pâk, ârî.

MÜKEMMEL - Tamam, olgun, kemâl bulmuş, eksiksiz.

SÂDIK - Doğru, bağlı.

TASDİK - Onaylama, doğrulama.