Mesnevi-i Nuriye - Zeylü´l Hubâb

Gösterim

küçült - kapat X
ZEYLÜ’L-HUBÂB


Öyle bir Allah’a hamd, medih ve senâlar ederiz ki, şu âlem-i kebir Onun icadıdır. Ve insan denilen şu küçük âlem de Onun ibdâıdır. Biri inşâsı, diğeri binâsıdır. Biri san’atı, diğeri sıbgasıdır. Biri nakşı, diğeri ziynetidir. Biri rahmeti, diğeri nimetidir. Biri kudreti, diğeri hikmetidir. Biri azameti, diğeri rububiyetidir. Biri mahlûku, diğeri masnûudur. Biri mülkü, diğeri memlûküdür. Biri mescidi, diğeri abdidir. Evet, bütün bu şeyler, eczasıyla beraber Allah’ın mülkü ve malı olduğu, i’câzvâri sikke ve mühürleriyle sâbittir.



İ’lem eyyühe’l-aziz! Her kim kendisini Allah’a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah’a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah’a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve herşeyin Ondan olduğunu ve Ona rücû ettiğini bilmekle olur.

İ’lem eyyühe’l-aziz! Cenab-ı Hakkın sana in’âm ettiği vücutla vücuda lâzım olan şeyler, temlik suretiyle değildir. Yani, senin mülkün ve malın olup istediğin gibi tasarruf etmek için verilmemiştir. Ancak, o gibi nimetlerde, Allah’ın rızasına muvafık tasarruf edilebilir.

Ey arz ve semanın kayyumu olan Allah’ım! seni ve Senin bütün masnuatını ve mahlukatını şahit tutarak ilan ederiz ki, Sen, kendisinden başka hiçbir hak mabud bulunmayan Allah’sın. Sen birsin, şerikin yoktur. Günahlarımızın affı için Sana dönüyor ve istiğfar ediyoruz. Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Muhammed’in, Senin kulun ve resulün olduğuna da şehadet ediyoruz. Allah’ım, onun hürmetine nasıl münasip ve Senin rahmetine nasıl layıksa, ona ve bütün al ve ashabına öylece salat ve selam et.

Evet, bir misafir, ev sahibinin iznine ve rızasına muvafık olmayacak derecede, yemeklerde ve sair şeylerde israf edemez.

Lügat Sözlük

ÂL - Sülâle, soy, hânedan.

ALEM - Bayrak, işaret, nişan.

ÂLEM - Dünya, kâinat,evren.

ARZ - Yer, dünya; sunma, takdim etme.

EŞYÂ - Nesneler, mevcut olan şeyler.

HAK - Herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.

HAMD - Allah`a hamd etme; Onu övme,medhetme, şükür.

İLÂN - Açıklamak, ilân etmek, herkese duyurmak.

İSRAF - Boşyere harcama.

İSTİĞFAR - Cenâb-ı Allah`tan kusurların affedilmesini, günâhların bağışlanmasını isteme.

KEBÎR - Büyük.

MÂBUD - Kendisine ibâdet edilen, ibâdete lâyık olan; herşeyin kendisine ibâdet ettiği ve ibâdete lâyık tek varlık olan Allah.

MEDİH - Övme, medhetme.

MÜNÂSİP - Uygun, denk.

MUVÂFIK - Uygun olan, uyan, kabullenen.

NAKŞÎ - Kalpte zikir ve tefekkür yoluyla Allah`a yaklaşmaya çalışan, Şeyh Nakşibendi hazretlerine tâbi olan tarikat ehli.

RAHMET - Şefkat etmek, merhamet etmek, esirgemek.

RÜCÛ - Geri dönüş. Vaz geçme.

SÂİR - Başkası, diğeri, birşeyden geri kalan, maadâ.

SALÂT - Namaz.

ŞEHÂDET - Şâhitlik; Allah tarafından Peygamberimize bildirilen herşeyi kabul ve tasdik etme.

SELÂM - Bütün korkulardan emîn olma; Allah`ın rızâsına erişmek için mü`minlerin birbirlerine yaptığı duâ.

ŞENÎ - Kötü, çok fenâ, çirkin, günahlı iş.

SİKKE - Damga; nereye ve kime âit olduğunun bilinmesi için konulan mühür.

TASARRUF - Birşeyin sahibi olup, idâre etme, mülkünü istediği gibi kullanma.

TEMLİK - Mâlik olma, mal sahibi olma.