İşaratül-İcaz - Kur´ân´ın İfâdesindeki δcâza Dâir

Gösterim

küçült - kapat X

Gayet kısacık bir meali:

Yani, "Cenab-ı Hak, kullarını irşad ve ikaz etmek üzere, sivrisinek gibi hakir, kıymetsiz bir hayvanla veya bir mahlukla misal getirmeyi, kafirlerin keyfi için terk etmez. İmanı olanlar, onun, Rablerinden hak olduğunu bilirler. Amma kafirler, ’Allah bu gibi hakir misallerden neyi irade etmiştir?’ diyorlar. Allah, onunla çoklarını dalalete atar ve çoklarını da hidayete götürür. fakat fasıklardan maada dalalete attığı yoktur. Fasıklar da ol adamlardır ki, Allah’ın taatinden huruçla, misak-ı ezeliden sonra ahidlerini bozarlar ve Allah’ın akrabalar arasında veya mü’minler beyninde emrettiği hatt-ı muvasalayı keserler; yeryüzünde işleri ifsattır. Dünya ve ahirette zarar ve hüsrana maruz kalan ancak onlardır."

Bu ayetin de sair arkadaşları gibi mevzu-u bahis olacak vücuh-u irtibatı ve cihat-ı nazmiyesi üçtür. Maahaza, bu ayetin meali, hem makabline, hem mabadine, hem Kur’an’ın tamamına bakıyor.

Mabadine olan vech-i irtibatı:

Evet, vakta ki Kur’an-ı Azimüşşan sinekten, ankebuttan misal getirdi, karınca ile bal arısından bahsetti. Müşrikler, münafıklar, Yahudiler itiraz için fırsat bularak ahmakane dediler ki: "Allah, azametiyle beraber, böyle hasis, hakir şeylerden bahsetmeye tenezzül eder mi? Halbuki ashab-ı kemal, bu gibi kıymetsiz şeylerden bahsetmeye tenezzül etmezler, haya ederler." Kur’an-ı Kerim, bu ayetle ağızlarına vurarak kapattı.



Bakara Sûresi: 26-27.

Lügat Sözlük

AHMAKANE - Düşünmeksizin.

BAHİS - Bahsedilen konu.

BAKARA - Dişi sığır, inek.

FÂKAT - Yoksulluk, fakirlik.

GAYET - Çok, pek çok.

HAK - Herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah.

HAKÎR - Küçük, aşağı, ehemmiyetsiz.

HASİS - Kötü huy, fenâ tabiat. Basitlik.

HAYÂ - Utanma duygusu. Ar. Namus. Günahlardan kaçınma.

İKAZ - Gafletten kurtarma, uyandırma.

ÎMÂNÎ - Îmânla ilgili, îmâna dâir.

İRÂDE - İsteme, arzu etme, bir şeyi yapmak veya yapmamak için olan iktidar, güç.

İRŞAD - Doğru yolu gösterme; gafletten uyandırıp hidâyet yolunu gösterme.

İTİRAZ - Kabul etmediğini belirtme, karşı çıkma.

KEMÂL - Olgunluk, mükemmellik, eksiksizlik, tamlık.

KERÎM - İkrâm ve ihsânı bol olan Allah.

KEYFÎ - İsteğe, arzuya göre.

MAADÂ - Başka, geriye kalan.

MAAHAZA - Bununla beraber.

MÂRUZ - Birşeyin karşısında ve tesiri altında bulunan, uğrama.

MİSÂL - Benzer, örnek.

SÂİR - Başkası, diğeri, birşeyden geri kalan, maadâ.

TENEZZÜL - İnme, düşme.

VAKTÂ - Ne zaman, ne vakit (ki).