İşaratül-İcaz - Kur´ân´ın Dört Temel Unsuru

Gösterim

küçült - kapat X

-1-
-2-
Evvela: Şu İşaratü’l-İ’caz adlı eserden maksadımız, Kur’an’ın nazmına, lafzına ve ibaresine ait i’caz işaretlerini ve remizlerini beyan etmektir. Çünkü, i’cazın mühim bir vechi, nazmından tecelli eder ve en parlak i’caz Kur’an’ın nazmındaki nakışlardan ibarettir.
Saniyen: Kur’an’daki anasır-ı esasiye ve Kur’an’ın takip ettiği maksatlar tevhid, nübüvvet, haşir, adalet ile ibadet olmak üzere dörttür. Bu dört unsuru beyan edeceğiz.
Sual: Kur’an’ın, şu dört hedefe doğru yürüdüğü neden malumdur?
Cevap: Evet, beni adem, büyük bir kervan ve azim bir kafile gibi mazinin derelerinden gelip, vücut ve hayat sahrasında misafir olup, istikbalin yüksek dağlarına ve müzeyyen bağlarına müteveccihen kafile kafile müteselsilen yürümekte iken, kainatın nazar-ı dikkatini celb etti. "Şu garip ve acip mahluklar kimlerdir? Nereden geliyorlar? Nereye gidiyorlar?" diye ahvallerini anlamak üzere hilkat hükumeti, fenn-i hikmeti karşılarına çıkardı ve aralarında şöyle bir muhavere başladı:
Hikmet:
"Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Bu dünyada işiniz nedir? Reisiniz kimdir?

1 rahman ve rahim Olan Allahın adıyla.
O rahman -Ki Kuranı öğretti. -İnsanı yarattı. -Ona anlamayı ve anlatmayı öğretti. (Rahman Sûresi: 1-4.)

2 O Rahman. Ki Kur’ân’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona anlamayı ve anlatmayı öğretti. (Rahman Suresi 1-4)
Ona hamd eder, alemler rahmet olarak gönderdiği, remiz ve işaretleriyle kainatın hakikatlerini toplayan en büyük mucizesini asırların geçmesiyle ta Kıyamete kadar baki kıldığı Peygamberi Muhammed’e, onun bütün al ve Ashabına salavat getiririz. (Müellifin ifadesi)

Lügat Sözlük

ADEM - Yokluk, hiçlik.

ÂDEM - İlk insan ve ilk peygamber.

ÂL - Sülâle, soy, hânedan.

AZÎM - Büyük.

BÂKÎ - Ebedî, dâimî, sonu gelmez, ölmez, sonsuz.

BEYÂN - Açıklama; izah; anlatma.

CELB - Kendi tarafına çekmek, götürmek, kazanmak ,elde etmek.

GARİP - Zavallı, gurbette olan.

HAMD - Allah`a hamd etme; Onu övme,medhetme, şükür.

HAŞİR - Toplanmak, birikmek; insanların öldükten sonra tekrar diriltilip bir yerde toplanmaları.

HİLKAT - Yaratılış, doğuştan gelen vasıf.

İBÂDET - Kulluk vazifesi.

İNSÂNÎ - İnsana yakışır şekilde, insanca; insana âit.

KÁFİLE - Topluluk, cemaat, kervan.

KERVAN - Birbirini tâkip ederek giden insan veya hayvan sürüsü.

MUHÂVERE - Konuşma, görüşerek konuşma.

MÜHİM - Önemli, ehemmiyetli.

MÜTESELSİLEN - Zincirleme bir şekilde.

MÜTEVECCİHEN - Yönelerek. Yüz tutarak.

MÜZEYYEN - Süslü.

NÜBÜVVET - Peygamberlik.

RAHÎM - Sonsuz merhamet sahibi Allah.

RAHMÂN - Sonsuz merhamet ve şefkatle bütün varlıkları rızıklandıran Allah.

RAHMET - Şefkat etmek, merhamet etmek, esirgemek.

REMİZ - İşâret, alâmet.

SALÂVÂT - Peygamberimiz Hz. Muhammed`e, memnuniyet ve bağlılık için yapılan rahmet duâları.

TECELLÎ - Görünme, bilinme; Allah`ın herbir isminin mânâsını icrâ etmesi; Allah`ın Rezzak ismiyle rızık vermesi, Muhyî ismiyle diriltmesi, Şâfi ismiyle hastalara şifâ vermesi gibi.

TEVHİD - Birleme, Allah`ın bir olduğuna ve Ondan başka İlâh olmadığına inanma.