Asa-yı Musa - Îmanî ve Hakiki Güzel Mektuplar

Gösterim

küçült - kapat X

İmani ve hakiki güzel Mektuplar


Aziz, sıddık kardeşlerim,
Şimdiye kadar gizli münafıklar Risale-i Nur a kanunla, adliye ile ve asayiş ve idare noktasından hükumetin bazı erkanını iğfal edip tecavüz ediyorlardı. Biz, müsbet hareket ettiğimiz için, mecburiyet olduğu zaman tedafüi vaziyetinde idik. Şimdi planları akim kaldı. bilakis tecavüzleri Risale-i Nur’un dairesini genişlettirdi. Bu defa yeni hurufla Asa-yı Musa yı tab etmek niyetimiz, ihtiyarımız olmadığı halde, tecavüz vaziyeti Risale-i Nur a veriliyor gibidir. Bu hadisenin ehemmiyetli bir hikmeti şu olmak gerektir:
Risale-i Nur, bu mübarek vatanın manevi bir halaskarı olmak cihetiyle, şimdi iki dehşetli manevi belayı def etmek için matbuat alemiyle tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim.
O dehşetli beladan birisi: Hıristiyan dinini mağlup eden ve anarşiliği yetiştiren şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanı, bu vatanı manevi istilasına karşı Risalei n-Nur, sedd-i zülkarneyn gibi bir sedd-i Kur’âni vazifesini görebilir ve alem-i İslamın bu mübarek vatanın ahalisine karşı pek şiddetli itiraz ve ithamlarını izale etmek için matbuat lisanıyla konuşmak lazım gelmiş diye kalbime ihtar edildi.
Ben dünyanın halini bilmiyorum. fakat Avrupa da istilakarane hükmeden ve edyan-ı semaviyeye dayanmayan dehşetli cereyanın istilasına karşı Risale-i Nur hakikatleri bir kale olduğu gibi, alem-i İslamın ve Asya kıt asının hal-i hazırdaki itiraz ve ithamını izale ve eskideki muhabbet ve uhuvvetini iade etmeye vesile olan bir mucize-i Kur’âniyedir. Bu memleketin vatanperver siyasileri çabuk aklını başına alıp Risale-i Nur u tab ederek resmi neşretmeleri lazımdır ki, bu iki belaya karşı siper olsun.
Acaba bu yirmi sene zarfında iman-ı tahkikiyi pek kuvvetli bir surette bu vatanda neşreden Risale-i Nur olmasaydı, bu dehşetli asırda, acip inkılap ve infilaklarda bu mübarek vatan, Kur’ân ını, imanını dehşetli sadmelerden tam muhafaza edebilir miydi? Her neyse... Risale-i Nur a, daha vatana, idareye zararı dokunmak bahanesiyle tecavüz edilmez; daha kimseyi o bahaneyle inandıramazlar. fakat cepheyi

Lügat Sözlük

ADLİYE - Adalet dâiresi.

AKÎM - Neticesiz, faydasız.

ÂSÂYİŞ - Emniyet, güvenlik.

AZÎZ - İzzetli, çok izzetli, mânevî kuvvet ve kudret sahibi mağlûp edilmesi mümkün olmayan ve dâima galip olan mânâsında Allah`ın bir ismi.

BİLÂKİS - Aksine, tersine.

DEF - Uzaklaştırma, itme, kovma.

FÂKAT - Yoksulluk, fakirlik.

HAKİKÎ - Gerçek.

İĞFAL - Kandırma, aldatma, gaflette bırakma.

İHTAR - Hatırlatma, îkaz, uyarma, dikkat çekme.

ÎMÂNÎ - Îmânla ilgili, îmâna dâir.

İNKILÂP - Bir halden diğer bir hâle geçme; değişme, köklü değişim.

İSTİLÂKÂRÂNE - İstilâ ederek, yayılarak.

İTİRAZ - Kabul etmediğini belirtme, karşı çıkma.

İZÂLE - Ortadan kaldırma, yok etme.

MAĞLÛP - Yenilen.

MÂNEVÎ - Mânâya âit, maddî olmayan.

MATBUÂT - Basın-yayın dünyası; matbaalar.

MÜBÂREK - Bereketlenmiş, uğurlu, hayırlı.

MUHABBET - Sevgi, sevmek.

MUHÂFAZA - Korumak.

MÜSBET - Olumlu, uygun, yapılması memnuniyet veren, pozitif.

SIDDÎK - Doğruluktan aslâ tâviz vermeyen. İnandıklarını harfiyen yaşayan kimse.

SİPER - Arkasında saklanılan şey. Sığınak.

TÂB - Basma, baskı.

TECÂVÜZ - Haddini aşma; söz veya hareketle ileri gitme, saldırma.

TEDÂFÜÎ - Müdafaa ile ilgili; korumayla ilgili.

Ü - ve.

VATANPERVER - Vatansever.

VESÎLE - Sebep, vasıta, fırsat, bahane.

ZÜLKARNEYN - Doğudan Batıya hükmeden büyük bir hükümdarın yaptırdığı dağ büyüklüğünde ve kuvvetindeki sed, kale.